İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 120 / 348
120

9- Tarîkatın pek çok fevâidinden dokuzu, icmâlen tedrîs buyuruluyor.

Heyhât! Bu maâliyâtı lâyıkıyla fehmedemediğim için ancak kàbiliyetim nisbetinde feyz aldığımı itiraf etmek mecburiyetindeyim. Bununla beraber, bu bîçâreye bu mübârek eserinizle çok şeyler öğrettiniz. Bazı zaîf bilgilerimi takviye ettiniz. Mütâlaalardan, musâhabelerden ve va'z u nasihatlerden, muhtelif meslek ve meşreb erbâbıyla hasbihâllerden edindiğim bazı noksan kanâatleri tashih ile sağlamlandırdınız.

Allah-u Zülcelâl Hazretleri, dünyevî ve uhrevî bütün matlûb ve maksûdunuzu ihsân, bilhassa, ümmet-i merhume-i Muhammediye (A.S.M.) hakkındaki duâlarınızı dergâh-ı Ulûhiyetinde kabûl buyursun. Hakikaten, Kur'âna, îmâna hizmetten başka bir şey düşünmeyen azîz ve muhterem Üstadımızı bu ümmete bağışlasın ve rızâ-i İlâhîsine nâil buyursun. Âmîn

بِحُرْمَةِ الْقُرآنِ الْمُبِينِ وَبِحُرْمَةِ اِمَامِ الْمُبِينِ

Bu nurlu mektûbu okuduğum zevâtın hepsi, muhteviyâtını takdir ve tasdik ettiler ve eminim ki, çok istifade ettiler.

Azîz, müşfik Üstadım... Allah için size muhabbet eden bu âciz talebenizi, her vesile ile îkaz ve irşada çalışıyorsunuz. Manevî çok yüksek dersler veriyorsunuz. Fakat maddeten ve ma'nen yakınınızda, şeref-i sohbetinizle müşerref ve Hizmet-i Kur'âna tevfik-i İlâhî ile çok emekleri geçen, cidden çok muhterem ve çok kıymetli kardeşlerim gibi feyz alamıyorum. Bunu da isyan ve kusurumun fazlalığından ve muhîtin, hâdisâtın beni dâima nurlarla iştigâle mâni oluşundan ve çok yaman nefsimin, cin ve ins şeytanların hücumlarından biliyor ve bu sebeble bedbahtlığımı hissediyorum.

Gerçi mazhar olduğum ve –yüzbin kerre yazık ki– şükrünü yerine getiremediğim niam-ı İlâhiye hadsizdir. Fakat her gün, her saat, hattâ her dakika ve sâniye bu fânî hayattaki nasîbimin kesildiğini ihtar etmekte olmasına rağmen, yine tamamen dünyadan elimi çekmekliğim mümkün olamıyor. Hazret-i Kur'ân’a, sevgili Üstadıma çok kuvvetli merbûtiyetim ve Nebi-yi Efhâm (Sallallâhu Aleyhi Ve Sellem) Efendimiz Hazretlerinin getirdikleri Din-i Mübîn’e ve Şerîat’a lâyetezelzel îmânım, mübârek duânızla bu fakir-i pür-kusuru inşâallâh hüsranda koymaz ümîdi, yegâne tesellîmi teşkil ediyor.

Bu mektûbunuzda Yirmialtıncı Sözün Zeyl’inde bahis buyurulan ve alâ kadri't-tâkat, hükmüne tevfik-i harekete çalıştığım yol ki; acz, fakr, şefkat, tefekkür tarîkidir. Azîz ve muhterem Üstadımın ta'rif ve tavsiye ve irşad buyurdukları, kestirme, Kur'ânî ve nurânî caddedir. İnşâallâh bu yoldan dönmem. Temennî ederim ki, hiç eksilmeyen ve vazife nâmı altında uhdeme tevdî' edilen işler, bu sene duânızla ve hayırlısıyla biraz azalır da, hakîki hizmete daha ziyâde çalışırım. وَمِنَ اللهِ التَّوْفِيقُ

Hulûsî ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.