İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 95 / 683
95

Sebat ve metânetinin lisân-ı hâli güyâ der:

“Ey şimendifer! Sen bir nizâmın esirisin. Senin gem’in, dizginin, seni gezdirenin elindedir. Senin bana tecâvüz etmen haddin değil. Beni istibdâdın altına alamazsın. Haydi yoluna git, kumandanının izniyle yolundan geç!”

İşte ey bu şimendiferdeki arkadaşlarım ve elli sene sonra fenlere çalışan kardeşlerim! Bu masûm çocuğun yerinde, Rüstem-i İranî veya Herkül-ü Yunanî o acîb kahramanlıklarıyla beraber tayy-ı zaman ederek, o çocuğun yerinde bulunduğunu farzediniz... Onların zamanında şimendifer olmadığı için, elbette şimendiferin bir intizam ile hareket ettiğine bir i'tikàdları olmayacak. Birden bu tünel deliğinden, başında ateş, nefesi gök gürültüsü gibi, gözlerinde elektrik berkleri olduğu hâlde birden çıkan şimendiferin, dehşetli tehdid hücumuyla Rüstem ve Herkül tarafına koşmasına karşı, o iki kahraman ne kadar korkacaklar, ne kadar kaçacaklar!.. O hàrika cesâretleriyle bin metreden fazla kaçacaklar. Bakınız, nasıl bu dâbbetü'l-arzın tehdidine karşı hürriyetleri, cesâretleri mahvolur. Kaçmaktan başka çare bulamıyorlar.

Çünkü onlar, onun kumandanına ve intizamına i'tikàd etmedikleri için mutî' bir merkeb zannetmiyorlar. Belki gayet müdhiş, parçalayıcı vagon cesâmetinde yirmi arslanı arkasına takmış bir nev'i arslan tevehhüm ederler.

Ey kardeşlerim ve ey elli sene sonra bu sözleri işiten arkadaşlarım! İşte altı yaşına girmeyen bu çocuğa, o iki kahramandan ziyâde cesâret ve hürriyet ve çok mertebe onların fevkınde bir emniyet ve korkmamak hâletini veren; o masûmun kalbinde hakikatin bir çekirdeği olan şimendiferin intizamına ve dizgini bir kumandanın elinde bulunduğuna ve cereyanı bir intizam altında ve birisi onu kendi hesabıyla gezdirmesine olan i'tikàdı ve itmi'nânı ve îmânıdır.

Ve o iki kahramanı gayet korkutan ve vicdânlarını vehme esir eden, onların –onun kumandanını bilmemek ve intizamına inanmamak olan– câhilâne i'tikàdsızlıklarıdır.…………………………................

O iki temsîlde, o iki acîb kahramanın pek acîb korku ve telâşlarına ve elemlerine sebeb, onların adem-i i'tikàdları ve cehâletleri ve dalâletleri olduğu gibi, Risale-i Nurun yüzer hüccetlerle isbât ettiği bir hakikati ki, bu Risalenin mukaddimesinde bir-iki misâli söylenmiş. Mes'ele şudur ki:

Küfür ve dalâlet, bütün kâinâtı ehl-i dalâlete binler müdhiş düşman tâifeleri ve silsileleri gösteriyor. Kör kuvvet, serseri tesâdüf, sağır tabiat elleriyle, manzûme-i şemsiyeden tut, tâ kalbdeki verem mikroplarına kadar binler tâife düşmanlar, bîçâre beşere hücum ettiklerini ve insanın câmi' mâhiyeti ve küllî isti'dâdâtı ve hadsiz ihtiyacâtı ve nihâyetsiz arzularına

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.