nüshalara tam bir me'haz olmak cihetinde yüzer tashihçi hükmüne geçtiler. Cenâb-ı Erhamürrâhimîn o mecmuaların herbir harfine mukâbil onların defter-i hasenâtlarına bin hasene yazdırsın. Âmîn.
Said Nursî ∗∗∗
► (09) ◄
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Azîz, Sıddık Kardeşlerim ve Hapis Arkadaşlarım!
Evvelâ: Sûreten görüşmediğimizden merak etmeyiniz. Bizler ma'nen her zaman görüşüyoruz. Benim ehemmiyetsiz şahsıma bedel, Nurdan elinize geçen hangi risaleyi okusanız veya dinleseniz benim âdi şahsım yerine Kur'ânın bir hàdimi haysiyetiyle benimle o risale içinde sohbet edersiniz. Zâten ben de sizinle bütün duâlarımda ve yazılarınızda, alâkanızda hayâlimde görüşüyorum ve bir dâirede beraber bulunmamızdan her vakit görüşüyoruz gibidir.
Sâniyen: Bu yeni Medrese-i Yûsufiye’deki Risale-i Nurun yeni talebelerine deriz: Kuvvetli hüccetlerle hattâ ehl-i vukûfu da teslîme mecbur eden İşârât-ı Kur'âniye ile “Nurun sâdık şâkirdleri îmân ile kabre girecekler. Hem şirket-i maneviye-i Nuriyenin feyziyle herbir şâkird derecesine göre umum kardeşlerinin manevî kazançlarına ve duâlarına hissedar olur. Güyâ âdeta binler dil ile istiğfar eder, ibâdet eder.” Bu iki fâide ve netice, bu acîb zamanda bütün zahmetleri, sıkıntıları hiçe indirir; pekçok ucuz olarak o iki kıymetdâr kârları sâdık müşterilerine verir.
Said Nursî ∗∗∗
► (10) ◄
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Afyon müdafaanâmesinin hem bize, hem bu Nurlara, hem bu memlekete, hem Âlem-i İslâma alâkadar ehemmiyetli hakikatleri var.
Her hâlde bunu yeni hurûfla beş-on nüsha çıkarmak lâzımdır, tâ Ankara makàmâtına gönderilsin. Bizi tahliye ve tecziye etseler de hiç ehemmiyeti yok. Şimdi vazifemiz; o müdafaâttaki hakikatleri hem hükûmete,
