Onun şâkirdleri başkalara kıyâs edilmez; dağıttırılmaz, vazgeçirilmez, Cenâb-ı Hakk’ın inâyetiyle mağlûb edilmezler! Eğer maddî müdafaadan Kur'ân men'etmeseydi, bu milletin can damarı hükmünde, umumun teveccühünü kazanan ve her tarafta bulunan o şâkirdler, Şeyh Said ve Menemen Hâdiseleri gibi cüz'î ve neticesiz hâdiselerle bulaşmazlar; Allah etmesin eğer mecburiyet derecesinde onlara zulmedilse ve Risale-i Nur’a hücum edilse, elbette hükûmeti iğfal eden zındıklar ve münâfıklar bin derece pişman olacaklar!
Elhâsıl; mâdem biz ehl-i dünyanın dünyalarına ilişmiyoruz, onlar da bizim âhiretimize, îmânî hizmetimize ilişmesinler!.
Mevkuf
Said Nursî ∗∗∗
► (01) ◄
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Efendiler!
Size kat'î haber veriyorum ki: Buradaki zâtların, bizimle ve Risale-i Nur’la münâsebeti olmayan veya az bulunanlardan başka, istediğiniz kadar hakîki kardeşlerim ve hakikat yolunda hakikatli arkadaşlarım var. Biz, Risale-i Nur’un keşfiyât-ı kat'iyyesiyle iki kere iki dört eder derecesinde sarsılmaz bir kanâatle bilmişiz ki; ölüm bizim için, sırr-ı Kur'ân ile i'dâm-ı ebedîden terhis tezkeresine çevrilmiş ve bize muhâlif ve dalâlette gidenler için o kat'î ölüm, ya i'dâm-ı ebedîdir. –Eğer Âhiret’e kat'î îmânı yoksa– veya ebedî ve karanlıklı haps-i münferittir. –Eğer Âhiret’e inansa ve sefâhet ve dalâlette gitmiş ise– Acaba dünyada bu mes'eleden daha büyük, daha ehemmiyetli bir mes'ele-i insaniye var mı ki, bu ona âlet olsun? Sizden soruyorum! Mâdem yoktur ve olamaz, neden bizimle uğraşıyorsunuz? Biz, en ağır cezanıza karşı kendimiz, âlem-i nura gitmek için bir terhis tezkeresini alıyoruz diye kemâl-i metânetle bekliyoruz. Fakat bizi reddedip, dalâlet hesabına mahkûm edenleri, sizi bu mecliste gördüğümüz gibi, i'dâm-ı ebedî ile ve haps-i münferidle mahkûm ve pek yakın bir zamanda o dehşetli cezayı çekeceklerini müşâhede derecesinde biliyoruz, belki görüyoruz, onlara insaniyet damarıyla cidden acıyoruz. Bu kat'î ve ehemmiyetli hakikati isbât etmeye ve en mütemerridleri dahi ilzam etmeye hazırım! Değil vukûfsuz, garazkâr, maneviyatta behresiz ehl-i vukûfa karşı belki en büyük âlim ve feylesoflarınıza karşı gündüz gibi isbât etmezsem, her cezaya râzıyım! İşte yalnız bir nümûne olarak,
