İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 388 / 683
388

Bu Defaki Küçük Müdafaâtımda Demiştim

BU DEFAKİ KÜÇÜK MÜDAFAÂTIMDA DEMİŞTİM

Risale-i Nurdaki şefkat, hakikat, hak, bizi siyasetten men'etmiş. Çünkü; masûmlar belâya düşerler, onlara zulmetmiş oluruz. Bazı zâtlar bunun izâhını istediler. Ben de dedim:

Şimdiki fırtınalı asırda gaddâr medeniyetten neş'et eden hodgâmlık ve asabiyet-i unsuriye ve umumî harbden gelen istibdâdât-ı askeriye ve dalâletten çıkan merhametsizlik cihetinde öyle bir eşedd-i zulüm ve eşedd-i istibdâdât meydân almış ki, ehl-i hak, hakkını kuvvet-i maddiye ile müdafaa etse, ya eşedd-i zulüm ile, tarafgirlik bahânesiyle çok bîçâreleri yakacak, o hâlette o da azlem olacak veyâhut mağlûb kalacak. Çünkü, mezkûr hissiyatla hareket ve taarruz eden insanlar, bir-iki adamın hatâsıyla yirmi-otuz adamı, âdi bahânelerle vurur, perîşan eder. Eğer ehl-i hak, hak ve adâlet yolunda yalnız vuranı vursa, otuz zâyiâta mukâbil yalnız biri kazanır mağlûb vaziyetinde kalır. Eğer mukàbele-i bilmisil kaide-i zâlimânesiyle, o ehl-i hak dahi bir-ikinin hatâsıyla yirmi-otuz bîçâreleri ezseler, o vakit, hak nâmına dehşetli bir haksızlık ederler.

İşte, Kur'ânın emriyle, gayet şiddetle ve nefretle siyasetten ve idareye karışmaktan kaçındığımızın hakîki hikmeti ve sebebi budur. Yoksa bizde öyle bir hak kuvveti var ki, hakkımızı tam ve mükemmel müdafaa edebilirdik. Hem mâdem herşey geçici ve fânîdir ve ölüm ölmüyor ve kabir kapısı kapanmıyor ve zahmet ise rahmete kalboluyor; elbette biz, sabır ve şükürle tevekkül edip sükût ederiz. Zarar ile icbar ile sükûtumuzu bozdurmak ise; insafa, adâlete, gayret-i vataniyeye ve hamiyet-i milliyeye bütün bütün zıttır, muhâliftir.

Hülâsa-i kelâm: Ehl-i hükûmetin ve ehl-i siyasetin ve ehl-i idarenin ve inzibatın ve adliye ve zâbıtanın bizimle uğraşacak hiçbir işleri yoktur. Olsa olsa, dünyada hiçbir hükûmetin müdafaa edemediği ve aklı başında hiçbir insanın hoşlanmadığı küfr-ü mutlak ve dehşetli bir tâun-u beşerî ve maddiyûnluktan gelen zındıkanın taassubuyla, bir kısım gizli zındıklar şeytanetiyle bazı resmî memurları aldatarak evhâmlandırıp, aleyhimize sevketmek var. Biz de deriz: Değil böyle birkaç vehhamı, belki dünyayı aleyhimize sevk etseler, Kur'ânın kuvvetiyle, Allah’ın inâyetiyle kaçmayız. O irtidatkâr küfr-ü mutlaka ve o zındıkaya teslîm-i silâh etmeyiz!..

Said Nursî ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.