İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 344 / 683
344

muntazam mürekkebâtıyla tedbirini gören ve idare eden ve bu seyyâre yıldızları manzûm peykleriyle döndüren, emrine itâat ettiren!– senin vahdetine ve birliğine öyle kuvvetli şehâdet ederler ki, göğün yüzünde bulunan yıldızlar sayısınca nurânî bürhânlar ve parlak deliller o şehâdeti tasdik ederler.

Hem bu sâfî, temiz, güzel gökler, fevkalâde büyük ve fevkalâde sür'atli ecrâmıyla muntazam bir ordu ve elektrik lambalarıyla süslenmiş bir saltanat donanması vaziyetini göstermek cihetiyle; senin rubûbiyetinin haşmetine ve herşeyi icâd eden kudretinin azametine zâhir delâlet ve hadsiz semâvâtı ihâta eden hâkimiyetinin ve herbir zîhayatı kucağına alan rahmetinin hadsiz genişliklerine kuvvetli işâret ve bütün mahlûkat-ı semâviyenin bütün işlerine ve keyfiyetlerine taalluk eden ve avucuna alan, tanzim eden ilminin herşeye ihâtasına ve hikmetinin her işe şümûlüne şübhesiz şehâdet ederler. Ve o şehâdet ve delâlet o kadar zâhirdir ki; güyâ yıldızlar, şâhid olan göklerin şehâdet kelimeleri ve tecessüm etmiş nurânî delilleridirler.

Hem semâvât meydânında, denizinde, fezâsındaki yıldızlar ise; mutî' neferler, muntazam sefîneler, hàrika tayyareler, acâib lambalar gibi vaziyetiyle, senin saltanat-ı ulûhiyetinin şa'şaasını gösteriyorlar. Ve o ordunun efrâdından bir yıldız olan güneşimizin seyyârelerinde ve zeminimizdeki vazifelerinin delâlet ve ihtarıyla güneşin sâir arkadaşları olan yıldızların bir kısmı âhiret âlemlerine bakarlar ve vazifesiz değiller; belki bâkî olan âlemlerin güneşleridirler.

Yıldızlar, Güneşler, Aylar

Ey Vâcibü'l-Vücûd! Ey Vâhid-i Ehad!

Bu hàrika yıldızlar, bu acîb güneşler, aylar; senin mülkünde, senin semâvâtında, Senin emrin ile ve kuvvetin ve kudretin ile ve senin idare ve tedbirin ile teshìr ve tanzim ve tavzif edilmişlerdir. Bütün o ecrâm-ı ulviye, kendilerini yaratan ve döndüren ve idare eden bir tek Hàlıka tesbih ederler, tekbir ederler, lisân-ı hâl ile “Sübhânallâh, Allâhu ekber” derler. Ben dahi onların bütün tesbihâtıyla seni takdis ederim.

Cevv-i Semâ

Ey şiddet-i zuhûrundan gizlenmiş ve ey azamet-i kibriyâsından ihtifâ etmiş olan Kadîr-i Zülcelâl! Ey Kàdir-i Mutlak!

Kur'ân-ı Hakîmin dersiyle ve Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ın ta'limiyle anladım: Nasıl ki gökler, yıldızlar Senin mevcûdiyetine ve vahdetine şehâdet ederler; öyle de, cevv-i semâ, bulutlarıyla ve şimşekleri ve ra'dları ve rüzgârlarıyla ve yağmurlarıyla, senin vücûb-u vücûduna ve vahdetine şehâdet ederler.

Evet, câmid, şuûrsuz bulut, âb-ı hayat olan yağmuru, muhtaç olan zîhayatların imdâdına göndermesi, ancak senin rahmetin ve hikmetin

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.