İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 428 / 683
428

Kendi Kendime Bir Hasbihâldir

KENDİ KENDİME BİR HASBİHÂLDİR

[Bu hasbihâli Ankara makàmâtına işittirmeyi ıslahtan sonra sizin tensibinize havâle ederim.]

Hâkim, kendisi müddeî olsa, elbette “Kimden kime şekvâ edeyim, ben dahi şaştım.” benim gibi bîçârelere dedirtir. Evet, şimdiki vaziyetim hapisten çok ziyâde sıkıntılıdır. Bir günü, bir ay haps-i münferid kadar beni sıkıyor. Bu gurbet ve ihtiyarlık ve hastalık ve yoksulluk ve za'fiyetle, kışın şiddeti içinde herşeyden men'edildim. Bir çocukla bir hastalıklı adamdan başka kimse ile görüşmem. Zâten ben, tam bir haps-i münferitte yirmi seneden beri azâb çekiyorum. Bu hâlden fazla bana tecrid ve tarassudlarıyla sıkıntı vermek ise, Gayretullâha dokunup, bir belâya vesile olmasından korkulur. Mahkemede dediğim gibi, nasıl ki dört defa dehşetli zelzeleler, bize zulmen taarruzun aynı zamanında gelmesi gibi pek çok vukûât var... Hattâ tahmin ederim ki; benim hukukumu muhâfaza ve beni himâye etmek için çok güvendiğim Afyon Adliyesi, Denizli Mahkemesi’ndeki Risale-i Nur hakkında müracaatıma bil'akis ehemmiyet vermedi, beni me'yûs etti, adliyenin yangınına bir vesile oldu ihtimali var.

Ben derim ki: Benim hakkımda vicdânlı ve insaniyetli olan bu kazanın hükûmeti, zâbıta ve adliyesiyle beraber beni tam himâye etmek en ehemmiyetli bir vazifesidir. Çünkü, yirmi senelik bütün eserlerimi ve mektûblarımı üç adliye ve merkez-i hükûmet dokuz ay tedkikten sonra berâetimize ve tahliyemize karar verdi. Fakat, ecnebî menfaati hesabına ve bu millet ve bu vatanın pek büyük zararına çalışan bir gizli komite, bizim berâetimizi bozmak için, her tarafta, habbeyi kubbe yaparak bir kısım memurları aleyhime evhâmlandırdılar. Bir maksadları, benim sabrım tükensin artık yeter dedirtsinler. Zâten onların şimdi benden kızdıklarının bir sebebi sükûtumdur; dünyaya karışmamaktır. Âdeta ne için karışmıyorsun, tâ karışsın maksadımız yerine gelsin diyorlar...

Aleyhime hükûmetin bir kısım memurlarını evhâmlandırmakta istimâl ettikleri bir-iki desîselerini beyân ediyorum.

Derler: “Said’in nüfûzu var. Eserleri hem te'sirli, hem kesretlidir. O’na temâs eden, O’na dost olur. Öyle ise, O’nu herşeyden tecrid etmek ve ihanet etmekle ve ehemmiyet vermemekle ve herkesi ondan kaçırmakla

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.