İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 56 / 683
56

► (02) ◄

İstanbul Hahambaşısı Yahudî Karasso ile Bediüzzaman arasında Selânik’te cereyan eden bir konuşma sırasında, Karasso konuşmayı yarıda bırakarak dışarıya fırlamış ve arkadaşlarına “Eğer yanında biraz daha kalsaydım, az kalsın beni de Müslüman edecek idi” diyerek mağlûbiyetini hayret ve telâşla izhâr etmiştir. Karasso ki, Osmanlı İmparatorluğunu parçalamak için sinsî ve tertibli bir şekilde çalışan gizli bir teşkilâta mensûb olup, ortada fevkalâde bir rol oynuyordu. Karasso’nun Bediüzzaman’ı ziyaret etmekten maksadı, onu kendi fikrine çevirmek ve meş'ûm gayesine âlet etmek idi. Fakat heyhât!... ∗∗∗

Dîvân-ı Harb-i Örfî

Nihâyet menhus Otuzbir Mart Hâdisesi meydâna gelir. Şerîat isteyen ve o hâdisede ismi karışan onbeş kadar hoca i'dâm edilir. Bediüzzaman, onlar mahkeme binasının bahçesinde asılı durduktan ve kendisi de pencereden onları gördüğü bir hâlde muhâkeme olunur. Mahkeme reisi Hurşid Paşa sorar:

Sen de şerîat istemişsin?..

Bediüzzaman cevab verir:

— Şerîatın bir hakikatine, bin rûhum olsa fedâ etmeye hazırım. Zîra şerîat, sebeb-i saâdet ve adâlet-i mahz ve fazilettir. Fakat, ihtilâlcilerin isteyişi gibi değil!

Bediüzzaman’ın dîvân-ı harbdeki bu kahramanca müdafaası, o zaman iki defa tab'edilip neşredilmiştir. O dehşetli mahkemeden i'dâmını beklerken berâet etmiş ve mahkemeye teşekkür etmeyerek, yolda Bayezid’den tâ Sultanahmet’e kadar arkasında kalabalık bir halk kitlesi mevcûd olduğu hâlde: “Zâlimler için yaşasın Cehennem! Zâlimler için yaşasın Cehennem!” nidâlarıyla ilerlemiştir.

Dîvân-ı harbdeki müdafaasının bir kısmı bu Tarihçe-i Hayat’ta yazılmıştır. Tâ ki Otuzbir Mart Hâdisesinin içyüzü ve Bediüzzaman’ın kahramanca müdafaası bir derece anlaşılabilsin.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.