tevellüd eden hürriyet-i Şer'iyedir ki, o hürriyet-i şer'iye; âdâb-ı Şer'iye ile süslenip garb medeniyet-i sefîhânesindeki seyyiâtı atmaktır.
Îmândan gelen hürriyet-i şer'iye iki esâsı emreder:
اَنْ لاَ يُذَلِّلَ وَلاَ يَتَذَلَّلَ مَنْ كَانَ عَبْدًا لِلّٰهِ لاَ يَكُونُ عَبْدًا لِلْعِبَادِ
﴿ وَ لاَ يَتَّخِذَ بَعْضُنَا بَعْضًا اَرْبَابًا مِنْ دُونِ اللّٰهِ ﴾
نَعَمْ اَلْحُرِّيَّةُ الشَّرْعِيَّةُ عَطِيَّةُ الرَّحْمٰنِ
Yani: Îmân bunu iktiza ediyor ki; tahakküm ve istibdâd ile başkasını tezlil etmemek ve zillete düşürmemek ve zâlimlere tezellül etmemek... Allah’a hakîki abd olan, başkalara abd olamaz. Birbirinizi –Allah’tan başka– kendinize Rab yapmayınız. Yani, Allah’ı tanımayan, herşeye, herkese nisbetine göre bir rubûbiyet tevehhüm eder, başına musallat eder.
Evet, hürriyet-i Şer'iye; Cenâb-ı Hakk’ın Rahmân, Rahîm tecellîsiyle bir ihsânıdır ve îmânın bir hàssasıdır.
فَلْيَحْيَى الصِّدْقُ وَلاَ عَاشَ الْيَاْسُ فَلْتَدُمِ الْمَحَبَّةُ وَلْتَقْوَى الشُّورَى
الْمَلاَمُ عَلٰى مَنِ اتَّبَعَ الْهَوَى وَالسَّلاَمُ عَلٰى مَنِ اتَّبَعَ الْهُدَى
Yaşasın sıdk! Ölsün ye's! Muhabbet devam etsin! Şûrâ kuvvet bulsun! Bütün levm ve itâb ve nefret, hevâ hevese tâbi olanlara olsun. Selâm ve selâmet Hudâya tâbi olanların üstüne olsun. Âmîn... ∗∗∗
Hamiyet-i diniye mi, yoksa hamiyet-i milliye mi daha kuvvetli, daha lâzım?
Şamda fazla kalmadı. Şarkî Anadolu’da Medresetü'z-Zehrâ nâmıyla vücûda getirmek istediği dâru'l-fünûnun küşâdı için çalışmak üzere İstanbul’a geldi. Sultan Reşâd’ın Rumeli’ye seyahati münâsebetiyle Vilâyât-ı Şarkıye nâmına refâkat etti. Yolda şimendiferde iki mekteb muallimi ile aralarında bir bahis açılır. Şimendiferde yaptıkları bu mübâhasenin hülâsası, “Hutbe-i Şâmiye” adlı eserin zeylinde yazılmıştır. Birkaç cümlesini aynen alıyoruz:
Hürriyetin başında Sultan Reşâd’ın Rumeli’ye seyahati münâsebetiyle Vilâyât-ı Şarkıye nâmına ben de refâkat ettim. Şimendiferimizde iki mektebli mütefennin arkadaşla bir mübâhase oldu. Benden suâl ettiler ki:
– “Hamiyet-i diniye mi, yoksa hamiyet-i milliye mi daha kuvvetli, daha lâzım?”
Dedim:
