mehâsinle ta'dil olunan müteferrik kusurları, cerbeze ile cem'edip bir zaman-ı vâhidde bir şahs-ı vâhidden sudûrunu tevehhüm ederek şedîd cezaya müstehak görür. Hâlbuki bu tarz, bir zulm-ü şedîddir.
Şimdi gelelim onbir buçuk cinayetlerimin ta'dâdına:(Hâşiye) [^14]
[^14]:(Hâşiye) Müellifin meslek ve meşrebine ait parçalar alınmış olup, tafsilât arzu edenler mezkûr esere müracaat etsinler.
Birinci Cinayet
BİRİNCİ CİNAYET:
Geçen sene bidâyet-i Hürriyette elli-altmış telgraf umum şark aşîretlerine Sadâret vâsıtasıyla çektim. Meâli şu idi:
“Meşrûtiyet ve kanun-u esâsî işittiğiniz mes'ele ise; hakîki adâlet ve meşveret-i Şer'iyeden ibarettir. Hüsn-ü telâkki ediniz, muhâfazasına çalışınız. Zîra, dünyevî saâdetimiz meşrûtiyettedir. Ve istibdâddan herkesten ziyâde biz zarar-dîdeyiz.”
Her yerden bu telgrafın cevabı, müsbet ve güzel olarak geldi. Demek Vilâyât-ı Şarkıyeyi tenbih ettim, gâfil bırakmadım. Tâ yeni bir istibdâd onların gafletinden istifade etmesin. “Neme lâzım” demediğimden cinayet işledim ki, bu mahkemeye girdim!..
İkinci Cinayet
İKİNCİ CİNAYET:
Ayasofya’da, Bayezid’de, Fâtih’te, Süleymaniye’de umum ulemâ ve talebeye hitâben müteaddid nutuklar ile Şerîatın ve müsemmâ-yı meşrûtiyetin münâsebet-i hakîkiyesini izâh ve teşrîh ettim. Ve mütehakkimâne istibdâdın, Şerîatla bir münâsebeti olmadığını beyân ettim. Şöyle ki: سَيِّدُ الْقَوْمِ خَادِمُهُمْ hadîsinin sırrıyla, Şerîat âleme gelmiş; tâ istibdâdı ve zâlimâne tahakkümü mahvetsin.
Herhangi bir nutuk îrâd ettim ise; herbir kelimesine kimsenin bir i'tirâzı varsa, bürhân ile isbâta hazırım.
Ve dedim ki: Asıl, şerîatın meslek-i hakîkisi, hakikat-i meşrûtiyet-i meşrûadır. Demek meşrûtiyeti, delâil-i şer'iye ile kabûl ettim. Başka medeniyetçiler gibi taklidî ve hilâf-ı şerîat telâkki etmedim. Ve Şerîatı rüşvet vermedim. Ve ulemâ ve şerîatı, Avrupa’nın zunûn-u fâsidesinden iktidarıma göre kurtarmağa çalıştığımdan cinayet ettim ki, bu tarz muâmelenizi gördüm!..
Üçüncü Cinayet
ÜÇÜNCÜ CİNAYET:
İstanbul’da yirmi bine yakın hemşehrilerimi, –hammal ve gâfil ve sâfdil olduklarından– bazı particiler onları iğfal ile Vilâyât-ı Şarkıyeyi
