İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 5 / 683

Takdim

5

Takdim

Elinizdeki Tarihçe-i Hayat, 1958’de hazırlanarak Üstad Bediüzzaman Said Nursî’nin nazarından geçmiş, “Şahsıma ait bahislerden ziyâde Hizmet-i Kur'âniyeye müteallik kısımlar neşredilmeli” diyen Üstad’ın tashih ettiği şekilde neşredilmiştir. Eserin içinde münderic “Âyetü'l-Kübrâ” ve “Münâcât” gibi risalelerin ilâvesini ise Bediüzzaman Hazretleri bizzat tensib etmiş ve Risale-i Nur Külliyatından ma'dûd bu eser için “Yirmi mecmua kadar ehemmiyeti var” diyerek tavsiyede bulunmuştur.

Bu itibarla, Tarihçe-i Hayat’ta muhterem müellifin son iki senelik hayatı ve dâr-ı bekàya irtihalleri bulunmamaktadır.

Bediüzzaman Hazretleri, 23 Mart 1960’ta, Ramazan’ın yirmibeşinci günü Urfa’da âlem-i fânîden âlem-i bâkîye irtihal etti. Cenaze namazı, kardeşi Abdülmecîd Efendi ile Türkiye’nin dört bucağından gelebilen talebeleri, dostları ve Urfa halkı tarafından edâ edildi. Üç ayı mütecâviz bir zaman sonra 27 Mayıs idaresi tarafından mezarı yıkılarak mübârek na'şı mechûl bir yere nakledildi.

Bediüzzaman Said Nursî’nin vefâtında, tereke hâkimi tarafından tesbit edilen saat, cübbe gibi 200-300 lira tutan eşyası, onun aleyhindeki ithamlara en güzel cevabı teşkil etmiştir. Ömrü boyunca mal mülk sâhibi olmamış bu büyük zâtın hayatı gibi memâtı dahi, onun yegâne gayesinin rızâ-yı İlâhîye erişmek ve bu vatan evlâdının îmânına hizmet etmekten ibaret olduğunu, bazı garazkârların itham ettikleri gibi dünyevî bir menfaat veya siyâsî bir gaye peşinde koşmadığını, ehl-i insafa isbât etmiştir.

Tarihçe-i Hayat’ın Sözler Yayınevi tarafından yeniden neşredilişi, Bediüzzaman Hazretlerinin vefâtının onaltıncı senesine rastlamaktadır. Geçen zaman içinde şu hakikat alenî ve pek âşikâr göründü ki: Kur'ân-ı Hakîm’in, asrımızın fehmine bir dersi olan Risale-i Nur Külliyatı, dâhil ve hàriçte fevkalâde inkişaf ve hizmete medârdır. Bu sûretle Tarihçe-i Hayat’a dercedilen muhterem Üstad’ın yazı, mektûb ve müdafaalarındaki ifâde ve beyânlarının tahakkuk ve tezâhür etmiş olması, ehemmiyetle kayda değer bir hâdisedir. Çünkü bu hâdise, Bediüzzaman’ın Kur'ân hàdimi ve îmân-ı tahkîkî muallimi olarak yaşadığını göstermektedir. Yeni yetişen nesil, îmân ve Kur'ân dersinde işte böyle bir muallime muhtaçtır.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.