İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 512 / 683
512

Vatana ve millete ve ahlâka çok zararlı olan dinsizlerin kitaplarının intişarına ve komünistlerin neşriyatına serbestiyet kanunu ile ilişilmediği hâlde, üç mahkeme medâr-ı mes'ûliyet olacak içinde hiçbir maddeyi bulmayan ve millet ve vatanın hayat-ı ictimâiyesini ve ahlâkını ve âsâyişini te'mine yirmi seneden beri çalışan ve bu milletin hakîki bir nokta-i istinâdı olan Âlem-i İslâm’ın uhuvvetini ve bu millete dostluğunu iâdeye ve o dostluğu takviyesine te'sirli bir sûrette çabalayan ve Diyânet Riyâsetinin ulemâsı tenkid niyetiyle Dâhiliye vekilinin emriyle üç ay tedkikten sonra, tenkid etmeyerek tam kıymetini takdir edip “Kıymetdâr eser...” diye Diyânet Kütübhânesine konulan Zülfikàr ve Asâ-yı Mûsa gibi ve –Kabr-i Peygamberî (Aleyhissalâtü Vesselâm) üzerinde alâmet-i makbûliyet olarak Asâ-yı Mûsa Mecmuasını hacılar gördükleri hâlde– Nur eczâlarını evrak-ı muzırra gibi toplayıp mahkeme eline vermek; acaba hiçbir kanun, hiçbir vicdân, hiçbir insaf buna müsâade eder mi! ∗∗∗

Afyon Hükûmet Ve Zâbıtasına Ve Mahkemesine Birkaç Nokta Ma'ruzâtım Var

AFYON HÜKÛMET VE ZÂBITASINA VE

MAHKEMESİNE BİRKAÇ NOKTA MA'RUZÂTIM VAR

Birincisi: Ekser Enbiyânın şarkta ve Asya’da zuhûrları ve ağleb-i hükemanın garbda ve Avrupa’da gelmeleri, kader-i ezeliyenin bir işâretidir ki; Asya’da din hâkimdir. Felsefe ikinci derecededir. Bu remz-i kadere binâen, Asya’da hüküm süren dindar olmazsa da din lehine çalışanlara ilişmemeli, belki teşvik etmelidir.

İkincisi: Kur'ân-ı Hakîm bu zemin kafasının aklı ve kuvve-i müfekkiresidir. El-iyâzü Billâh, eğer Kur'ân küre-i arzın başından çıksa, arz divâne olacak, akıldan boş kalan kafasını bir seyyâreye çarpması, bir kıyâmet kopmasına sebeb olması akıldan uzak değildir. Evet, Kur'ân arşı ferş ile bağlamış bir zincir, bir hablullâhtır. Câzibe-i umumiyeden ziyâde, zemini muhâfaza ediyor. İşte bu Kur'ân-ı Azîmü'ş-Şân’ın hakîki ve kuvvetli bir tefsiri olan Risale-i Nur; bu asırda bu vatanda bu millete, yirmi seneden beri te'sirini göstermiş büyük bir ni'met-i İlâhiye ve sönmez bir mu'cize-i Kur'âniyedir. Hükûmet ona ilişmek ve talebelerini ondan ürkütüp vazgeçirmek değil, belki onu himâye etmek ve okunmasına teşvik etmek gerektir.

Üçüncüsü: Ehl-i îmândan bütün gelenler, mâziye gidenlere mağfiret duâlarıyla ve hasenâtlarını onların rûhlarına bağışlamalarıyla yardımlarına binâen Denizli Mahkemesinde demiştim:

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.