inşâallâh herbiriniz kırkbin dil ile tesbih eden bazı melekler gibi, kırkbin lisân ile bu kıymetdâr gecede ve sevâbı çok bu çilehânede ibâdet ve duâlar edeceksiniz ve hakkımızda gelen fırtınada binden bir zarar olmamasına mukâbil, bu gecedeki ibâdet ile şükredersiniz. Hem sizin tam ihtiyatınızı tebrik ile beraber, hakkımızda inâyet-i Rabbâniye pek zâhir bir sûrette tecellî ettiğini tebşîr ederiz.
Said Nursî ∗∗∗
► (21) ◄
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Azîz, Sıddık, Muhlis Kardeşlerim!
Bizler imkân dâiresinde bütün kuvvetimizle Lem'a-i İhlâsın düsturlarını ve hakîki ihlâsın sırrını mâbeynimizde ve birbirimize karşı istimâl etmek, vücûb derecesine gelmiş. Kat'î haber aldım ki, üç aydan beri buradaki hàs kardeşleri birbirine karşı meşreb veya fikir ihtilâfıyla bir soğukluk vermek için üç adam ta'yin edilmiş. Hem metîn Nurcuları usandırmakla sarsmak ve nâzik ve tahammülsüzleri evhâmlandırmak ve Hizmet-i Nuriyeden vazgeçirmek için sebebsiz mahkememizi uzatıyorlar. Sakın sakın!..Şimdiye kadar mâbeyninizdeki fedâkârâne uhuvvet ve samîmâne muhabbet sarsılmasın. Bir zerre kadar olsa bile, bize büyük zarar olur. Bizler birbirimize –lüzum olsa– rûhumuzu fedâ etmeğe, Hizmet-i Kur'âniye ve îmâniyemiz iktiza ettiği hâlde, sıkıntıdan veya başka şeylerden gelen titizlikle hakîki fedâkârlar birbirine karşı küsmeğe değil, belki kemâl-i mahviyet ve tevâzu' ve teslîmiyetle kusuru kendine alır, muhabbetini, samîmiyetini ziyâdeleştirmeğe çalışır. Yoksa habbe kubbe olup tamir edilmeyecek bir zarar verebilir. Sizin ferâsetinize havâle edip kısa kesiyorum.
Said Nursî ∗∗∗
► (22) ◄
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Evvelâ: اَلْخَيْرُ فِى مَا اخْتَارَهُ اللّٰهُ sırrıyla, inşâallâh mahkememizin te'hirinde ve tahliye olan kardeşlerimizin yine mahkeme gününde burada bulunmalarında büyük hayırlar var.
