İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 17 / 683
17

Rabbim imkânlar lütfederse, bu derin mevzûları, Risale-i Nur Külliyatı ve Nur Talebeleri ile birlikte, büyük ve müstakil bir eserle, tahlilî bir sûrette tedkik ve mütâlaa etmeyi bütün rûhumla arzu ediyorum. Bu hususta, Büyük Üstadımızın ve azîz kardeşlerimin kıymetli duâlarını niyâz eylerim!

Üstad'ın İlmî Cephesi

ÜSTAD’IN İLMÎ CEBHESİ:

Merhum Ziya Paşa, şu:

Âyinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.

Şahsın görünür rütbe-i aklı eserinde.

beyti ile, nesilden nesile bir düstur hâlinde intikal edecek olan çok büyük bir hakikati ifâde etmiştir.

Evet, müslüman ırkımıza “Risale-i Nur Külliyatı” gibi muazzam bir îmân ve irfan kütübhânesini hediye eden, gönüller üzerinde, mukaddes bir nur müessesesi kuran mümtâz ve müstesnâ zâtın kudret-i ilmiyesi hakkında tafsilâta girişmek; öğle vakti, güneşi ta'rif etmek kadar fuzûlî bir iştir. Yalnız, yanık bir şâirimizin:

Hüsn olur kim, seyrederken ihtiyar elden gider.

dediği gibi, hayatının her lahzasında İlâhî tecellîlere mazhar bulunan bu mübârek zâtın; ilim ve irfanından, ahlâk ve kemâlâtından bahsetmek, insana bambaşka bir zevk ve İlâhî bir haz veriyor... Bunun için sözü uzatmaktan kendimi alamıyorum.

Üstad, Risale-i Nur Külliyatı’nda; dinî, ictimâî, ahlâkî, edebî, hukukî, felsefî ve tasavvufî en mühim mevzûlara temâs etmiş ve hepsinde de hàrikulâde bir sûrette muvaffak olmuştur. İşin asıl hayret veren noktası; birçok ulemânın tehlikeli yollara saptıkları en çetin mevzûları, gayet açık bir şekilde ve en kat'î bir sûrette hallettiği gibi, en girdablı derinliklerden, Ehl-i Sünnet ve Cemâatin tuttuğu nurlu yolu takib ederek sâhil-i selâmete çıkmış ve eserlerini okuyanları da öylece çıkarmıştır.

Bu sebeble, Risale-i Nur Külliyatı’nı azîz milletimizin her tabakasına kemâl-i emniyet ve samîmiyetle takdim etmekle şeref duyuyoruz. Nur Risaleleri, Kur'ân-ı Kerîm’in nur deryâsından alınan berrak katreler ve hidayet güneşinden süzülen billûr huzmelerdir. Binâenaleyh; her Müslümana düşen en mukaddes vazife, îmânı kurtaracak olan bu nurlu eserlerin yayılmasına çalışmaktır. Zîra, tarihte pek çok defalar görülmüştür ki, bir eser; nice ferdlerin, ailelerin, cem'iyetlerin ve sayısız insan kitlelerinin hidayet ve saâdetine sebeb olmuştur... Ah! Ne bahtiyardır o insan ki, bir mü'min kardeşinin îmânının kurtulmasına sebeb olur!

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.