İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 501 / 683
501

Onbeşinci Ricâ

Bediüzzaman’ın Emirdağı ve Afyon Hayatını kendi kalemiyle belirten Onbeşinci Ricâ, Lem'alardan alınmış olup, buraya dercedilmiştir.

Onbeşinci Ricâ (Hâşiye) [^3]

[^3]: (Hâşiye) Nurun te'lif zamanı üç sene evvel bitmiş olmasından bu Onbeşinci Ricâ, ileride bir Nurcu tarafından İhtiyarlar Lem'asının tekmîline -te'lifine- me'haz olmak üzere yazıldı.

Bir zaman Emirdağı’nda ikamete memur ve tek başıma, menzilde âdeta bir haps-i münferid ve bana çok ağır gelen tarassudlar ve tahakkümler ile bana işkence vermelerinden, hayattan usandım, hapisten çıktığıma teessüf ettim. Rûh u canımla Denizli hapsini arzuladım ve kabre girmeyi istedim. Ve “Hapis ve kabir bu tarz-ı hayata müreccahtır” diye, ya hapse veya kabre girmeye karar verirken, inâyet-i İlâhiye imdâda yetişti; kalemleri teksir makinesi olan Medresetü'z-Zehrâ şâkirdlerinin ellerine, yeni çıkan teksir makinesini verdi. Birden, Nur’un kıymetdâr mecmualarından her tanesi, bir kalem ile beş yüz nüsha meydâna geldi. Fütûhâta başlamaları, o sıkıntılı hayatı bana sevdirdi, “Hadsiz şükür olsun” dedirtti.

Bir mikdar sonra, Risale-i Nur’un gizli düşmanları, fütûhât-ı Nuriyeyi çekemediler, hükûmeti aleyhimize sevk ettiler. Yine hayat bana ağır gelmeye başladı. Birden inâyet-i Rabbâniye tecellî etti. En ziyâde Nurlara muhtaç olan alâkadar memurlar, vazifeleri itibariyle, müsâdere edilen Nur Risalelerini kemâl-i merak ve dikkatle mütâlaa ettiler. Fakat Nurlar onların kalblerini kendine tarafdâr eyledi. Tenkid yerinde takdire başlamalarıyla Nur Dershânesi çok genişlendi; maddî zararımızdan yüz derece ziyâde menfaat verdi; sıkıntılı telâşlarımızı hiçe indirdi.

Sonra gizli düşman münâfıklar, hükûmetin nazar-ı dikkatini benim şahsıma çevirdiler. Eski siyâsî hayatımı hatırlattırdılar. Hem adliyeyi, hem maârif dâiresini, hem zâbıtayı, hem Dâhiliye vekâletini evhâmlandırdılar. Partilerin cereyanları ve komünistlerin perdesinde anarşistlerin tahrîkâtıyla o evhâm genişlendi. Bizi tazyîk ve tevkìf ve ellerine geçen risaleleri müsâdereye başladılar. Nur şâkirdlerinin fa'âliyetine tevakkuf geldi. Benim şahsımı çürütmek fikriyle, bir kısım resmî memurlar, hiç kimsenin inanmayacağı isnâdlarda bulundular. Pek acîb iftiraları işâaya çalıştılar. Fakat kimseyi inandıramadılar.

Sonra, pek âdi bahânelerle, zemheririn en şiddetli soğuk günlerinde beni tevkìf ederek, büyük ve gayet soğuk ve iki gün sobasız bir koğuşta,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.