İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 559 / 683
559

1950’den Sonra

1950’den Sonra

Üstad Said Nursî, Afyon Hapishânesi’nden 1949’da, bir Eylül sabahı tahliye edildi. İki komiser arasında faytonla daha önce hapisten tahliye edilen talebesi Zübeyr’in kiraladığı bir eve geldi. Yanında hizmetine bakan Ziya, Sungur gibi talebeleri de vardı. Üstad’ın Afyon hapsinden sonraki hayatında ve Hizmet-i Nuriyesinde şu sûrette bir inkişaf görünür. Bu tarihe kadar Üstad, evinde, geceleri hiç kimseyi bulundurmazdı. Akşamdan tâ kuşluk vaktine kadar kapısı kilitli olarak kalırdı. Afyon hapsinden sonra ise, sâdık talebelerinden bazıları hususî hizmetinde kaldı. Üstad’ın odası dâima ayrı idi. Ancak bir hizmet olduğu vakit yanına gelinebilirdi.

Afyon hapsinden sonra Üstad –kendi tâbirince– bir nev'i Üçüncü Said (Hâşiye) [^1] olarak görünüyordu. Çünkü, bundan sonra Hizmet-i Nuriye başka safhalarda tezâhür edecekti; küllî bir inkişaf olacaktı. Üstad’ın hizmetine koşan ve Nur hizmeti için yanına gelenler bilhassa mektebli gençlerdendi. Rahmet-i İlâhiye Afyon hapis musîbetini çok cihetlerle rahmete çevirmişti.

[^1]:(Hâşiye) Azîz, Sıddık Kardeşlerim! İki-üç defadır ehemmiyetli bir hâlet-i rûhiye bana ârız oluyor. Aynı otuz sene evvel İstanbul'da beni Yûşâ Dağı'na çıkarıp İstanbul'un, Dâru'l-Hikmet'in câzibedâr hayat-ı ictimâiyesini bıraktırıp, hattâ İstanbul'da bulunan Nurun birinci şâkirdi ve kahramanı olan merhum Abdurrahman'ı dahi zarûrî hizmetimi görmek için de yanıma almağa müsâade etmeyen ve Yeni Said mâhiyetini gösteren acîb inkılâbât-ı rûhînin bir misli, şimdi mukaddemâtı bende başlamış. Üçüncü bir Said ve bütün bütün târik-i dünya olarak zuhûruna bir işâret tahmin ediyorum. Demek Nurlar ve kahraman şâkirdleri benim vazifelerimi yapacaklar, daha hiç ihtiyaç kalmamış. Zâten Nurun herbir câmi' cüz'ü ve sarsılmayan hàlis şâkirdlerinin herbirisi, benden daha mükemmel ders verir. Said Nursî

Bir vech-i rahmet şu idi: Mahkeme günlerinde muhtelif vilâyet ve kazalardan gelen Nur talebeleri birbiriyle tanışarak; hem Üstad, hem Risale-i Nur, hem Hizmet-i Nuriye hususunda ma'lûmât sâhibi olurlar ve uhrevî ve îmânî olan ve rızâ-yı İlâhi uğrundaki Nurdan kopup gelen samîmî bir uhuvvet ile bir kuvve-i maneviye elde ederlerdi. Mahkeme günleri, Üstad ve talebelerinin kahramanlar kafilesi olarak saf hâlinde mahkemeye gelişleri, mü'minlerin kalblerinde Allah için sonsuz bir muhabbet ve yakınlığa vesile oluyordu. Bu mahkemeler, îmân ve İslâm da'vâsına hizmet için medâr-ı teşvik hükmüne geçiyordu. Din düşmanlarının rağmına

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.