İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 77 / 683
77

Salâhaddin-i Eyyûbî’nin miskin bir Hıristiyan ile murâfaası sizin şu yanlışınızı tashih eder zannederim. (Hâşiye-1) [^19]

[^19]: (Hâşiye-1) Eski Said, Nur'un parlak hâsiyetinden gelen kuvvetli bir ümîd ve tam tesellî ile siyaseti İslâmiyete âlet yaparak harâretle hürriyete çalışırken diğer bir hiss-i kable'l-vukû' ile dehşetli ve lâdînî bir istibdâd-ı mutlakın geleceğini bir hadîs-i şerîfin mânâsından anlayıp elli sene evvel haber vermiş. Said'in tesellî haberlerini o istibdâd-ı mutlak yirmibeş sene bilfiil tekzîb edeceğini hissetmiş ve otuz seneden beri اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ وَالسِّيَاسَةِ deyip siyaseti bırakmış, Yeni Said olmuştur.

Zîra meşrûtiyet, hâkimiyet-i millettir; hükûmet, hizmetkârdır. Meşrûtiyet doğru olursa, kaymakam ve vâli, reis değiller; belki ücretli hizmetkârlardır. Gayr-ı müslim, reis olamaz, fakat hizmetkâr olur. Farzediniz; memuriyet bir nev'i riyâset ve bir ağalıktır; gayr-ı müslimlerden üçbin adamı ağalığımıza, riyâsetimize şerîk ettiğimiz vakitte, Millet-i İslâmiyeden aktâr-ı âlemde üçyüz bin adamın riyâsetine yol açılıyor. Biri zâyi' edip bini kazanan zarar etmez.

Otuzbir Mart Hâdisesi Hakkında Bir Cevabı

(OTUZBİR MART HÂDİSESİ HAKKINDA BİR CEVABI)

Ben Otuzbir Mart Hâdisesinde şuna yakın bir hâl gördüm. Zîra, İslâmiyetin meşrûtiyet-perver ve hamiyetli fedâileri cevher-i hayat makamında bildikleri ni'met-i meşrûtiyeti, şerîata tatbik edip ehl-i hükûmeti adâlet namazında kıbleye irşad ve nâm mukaddes şerîatı, meşrûtiyet kuvvetiyle i'lâ; ve meşrûtiyeti, şerîat kuvvetiyle ibkà; ve bütün seyyiât-ı sâbıkayı muhâlefet-i şerîat üzerine ilkà etmek için bazı telkinâtta ve teferruâtın tatbikatında bulundular. Sonra sağını solundan fark edemeyenler, hâşâ! Şerîatı, istibdâda müsâid zannederek tûtî kuşları taklidi gibi “Şerîat isteriz” demekle hakîki maksad ortada anlaşılmaz oldu. Zâten plânlar serilmişti. İşte o zaman yalan olarak hamiyet maskesini takınan bazı herifler, o ism-i mukaddese tecâvüz ettiler. İşte cây-i ibret bir nokta-i siyah!.. (Hâşiye-2) [^20] .......

[^20]:(Hâşiye-2) Gitme, dikkat et; âlîhimmet olanlar, o hâdisede sükût ettiler. Garazkâr cerideler hakîki hürriyetin sadâsını susturdular. Meşrûtiyet pek az adamların üstüne münhasır kaldı, fedâkârları da dağıldılar.

Hakikaten bence müslüman neslinden gelen bir adamın akıl ve fikri, İslâmiyet’ten tecerrüd etse bile, fıtratı ve vicdânı hiçbir vakit İslâmiyet’ten vazgeçemez. En ebleh ve en sefîh bile, sedd-i rasîn-i istinâdımız olan İslâmiyet’e bütün mevcûdiyetiyle tarafdârdır. Lâsiyyemâ, siyasetten haberdar olanlar...

Hem Zaman-ı Saâdetten şimdiye kadar hiçbir tarih bize bildirmiyor ki, bir Müslüman muhâkeme-i akliyesiyle başka bir dini, İslâmiyet’e tercih

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.