İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 61 / 683
61

Beşinci Cinayet

BEŞİNCİ CİNAYET:

Gazeteler, iki kıyâs-ı fâsid cihetiyle ve haysiyet kırıcı bir neşriyat ile ahlâk-ı İslâmiyeyi sarstılar ve efkâr-ı umumiyeyi perîşan ettiler. Ben de gazetelerle, onları reddeden makaleler neşrettim. Dedim ki:

Ey gazeteciler! Edîbler edebli olmalı; hem de Edeb-i İslâmiye ile müteeddib olmalı. Ve onların sözleri, kalb-i umumî-i müşterek-i milletten, bîtarafâne çıkmalı. Ve matbuât nizâmnâmesini, vicdânınızdaki hiss-i diyânet ve niyet-i hàlisa tanzim etmeli.

Hâlbuki, siz iki kıyâs-ı fâsidle; yani: Taşrayı İstanbul’a ve İstanbul’u Avrupa’ya kıyâs ederek efkâr-ı umumiyeyi bataklığa düşürdünüz. Ve şahsî garazları ve fikr-i intikamı uyandırdınız. Zîra, elifbâ okumayan çocuğa felsefe-i tabîiye dersi verilmez. Ve erkeğe, tiyatrocu karı libâsı yakışmaz. Ve Avrupa’nın hissiyatı, İstanbul’da tatbik olunmaz. Akvâmın ihtilâfı, mekânların ve aktârın tehâlüfü; zamanların ve asırların ihtilâfı gibidir. Birisinin libâsı, ötekinin endâmına gelmez. Demek, Fransız Büyük İhtilâli, bize tamamen hareket düsturu olamaz! Yanlışlık, tatbik-i nazariyât ve muktezâ-yı hâli düşünmemekten çıkar.

Ben ki ümmî bir köylüyüm; böyle cerbezeli ve muğâlatalı ve ağrâzlı muharrirlere nasihat ettim, demek cinayet işledim!.

Altıncı Cinayet

ALTINCI CİNAYET:

Kaç defa büyük ictimâ'larda, heyecanları hissettim. Korktum ki, avâm-ı nâs siyasete karışmakla âsâyişi ihlâl etsinler. Türkçeyi yeni öğrenen köylü bir talebenin lisânına yakışacak lafızlar ile heyecanı teskin ettim.

Ezcümle; Bayezid’de talebenin ictimâ'ında ve Ayasofya mevlidinde ve Ferâh Tiyatrosundaki heyecana yetiştim. Bir derece heyecanı teskin ettim. Yoksa bir fırtına daha olacaktı.

Ben ki bedevî bir adamım. Medenîlerin entrikalarını bildiğim hâlde işlerine karıştım. Demek, cinayet ettim!

Yedinci Cinayet

YEDİNCİ CİNAYET:

İşittim; İttihâd-ı Muhammedî (A.S.M.) nâmıyla bir cem'iyet teşekkül etmiş. Nihâyet derecede korktum ki; bu ism-i mübârekin altında bazılarının bir yanlış hareketi meydâna gelsin. Sonra işittim; bu ism-i mübâreki bazı mübârek zevât, –Süheyl Paşa ve Şeyh Sâdık gibi zâtlar– daha basit ve sırf ibâdete ve Sünnet-i Seniyeye tebaiyete nakletmişler. Ve o siyâsî cem'iyetten kat'-ı alâka ettiler. Siyasete karışmayacaklar.

Lâkin tekrar korktum, dedim: Bu isim umumun hakkıdır, tahsîs ve tahdid kabûl etmez. Ben nasıl ki, dindar müteaddid cem'iyete bir cihetle

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.