İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 188 / 683
188

Yirmisekizinci Mektûb’dan Yedinci Mes'elenin Hâtimesidir

(Yirmisekizinci Mektûb’dan)

Yedinci Mes'elenin Hâtimesidir

[Sekiz inâyet-i İlâhiye sûretinde gelen işârât-ı gaybiyeye dair gelen veya gelmek ihtimali olan evhâmı izâle etmek ve bir sırr-ı azîm-i inâyeti beyân etmeye dairdir.]

Şu Hâtime “Dört Nükte” dir:

BİRİNCİ NÜKTE: Yirmisekizinci Mektûb’un Yedinci Mes'elesinde yedi-sekiz küllî ve manevî inâyât-ı İlâhiyeden hissettiğimiz bir işâret-i gaybiyeyi, “Sekizinci İnâyet” nâmıyla “tevâfukât” tâbiri altındaki nakışta o işârâtın cilvesini gördüğümüzü iddia etmiştik. Ve iddia ediyoruz ki: Bu yedi-sekiz küllî inâyâtlar, o derece kuvvetli ve kat'îdirler ki, herbirisi tek başıyla o işârât-ı gaybiyeyi isbât eder. Farz-ı muhâl olarak bir kısmı zaîf görülse, hattâ inkâr edilse; o işârât-ı gaybiyenin kat'iyyetine halel vermez. O sekiz inâyâtı inkâr edemeyen, o işârâtı inkâr edemez. Fakat tabakàt-ı nâs muhtelif olduğu, hem kesretli tabaka olan tabaka-i avâm, gözüne daha ziyâde i'timâd ettiği için; o sekiz inâyâtın içinde en kuvvetlisi değil, belki en zâhirîsi tevâfukât olduğundan; –çendan ötekiler daha kuvvetli, fakat bu daha umumî olduğu için– ona gelen evhâmı def'etmek maksadıyla bir muvâzene nev'inden, bir hakikati beyân etmeye mecbur kaldım. Şöyle ki:

O zâhirî inâyet hakkında demiştik: Yazdığımız risalelerde, “Kur'ân” kelimesi ve “Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm” kelimesinde öyle bir derece tevâfukât görünüyor.. hiçbir şübhe bırakmıyor ki, bir kasd ile tanzim edilip, muvâzi bir vaziyet verilir. Kasd ve irâde ise, bizlerin olmadığına delilimiz; üç-dört sene sonra muttali' olduğumuzdur. Öyle ise bu kasd ve irâde, bir inâyet eseri olarak gaybîdir. Sırf i'câz-ı Kur'ân ve i'câz-ı Ahmediyeyi te'yid sûretinde ve iki kelimede tevâfuk sûretinde o garîb vaziyet verilmiştir. Bu iki kelimenin mübârekiyeti, i'câz-ı Kur'ân ve i'câz-ı Ahmediyeye bir hâtem-i tasdik olmakla beraber; sâir misil kelimeleri dahi, ekseriyet-i azîme ile tevâfuka mazhar etmişler. Fakat onlar, birer sahifeye mahsûs; şu iki kelime, bir-iki risalenin umumunda ve ekser risalelerde görünüyor. Fakat mükerrer demişiz: Bu tevâfukun aslı, sâir kitaplarda da çok bulunabilir; amma, kasd ve irâde-i àliyeyi gösterecek bu derece garâbette değildir. Şimdi bu da'vâmızı çürütmek kàbil olmadığı hâlde, zâhir nazarlarda çürümüş gibi görmekte, bir-iki cihet olabilir:

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.