► (07) ◄
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
{Risale-i Nur talebelerinden bir kısım kardeşlerimin, benim haddimin çok fevkınde hüsn-ü zanlarını ta'dil etmek için ihtar edilen bir muhâveredir.}
Bundan kırk sene evvel, büyük kardeşim Molla Abdullâh (Rahmetullâhi Aleyh) ile bir muhâveremi hikâye ediyorum.
O merhum kardeşim, evliyâ-i azîmeden Hazret-i Ziyaeddin’nin (Kuddise Sırruhu) hàs mürîdi idi. Ehl-i tarîkatça, mürşidinin hakkında müfritâne muhabbet ve hüsn-ü zan etse de makbûl gördükleri için o merhum kardeşim dedi ki:
“Hazret-i Ziyaeddin bütün ulûmu biliyor. Kâinâtta, kutb-u a'zam gibi herşeye ıttılâ'ı var.” Beni, onunla rabtetmek için hàrika makamlarını beyân etti.
Ben de o kardeşime dedim ki: “Sen mübâlağa ediyorsun; ben onu görsem, çok mes'elelerde onu ilzam edebilirim. Hem sen, benim kadar hakîki onu sevmiyorsun; çünkü kâinâttaki ulûmları bilir bir kutb-u a'zam sûretinde tahayyül ettiğin bir Ziyaeddin seversin; yani o ünvân ile bağlısın, muhabbet edersin. Eğer perde-i gayb açılsa, hakikati görülse, senin muhabbetin ya zâil olur veyâhut dörtte birisine iner. Fakat ben, o zât-ı mübâreki, senin gibi pek ciddi severim, takdir ederim. Çünkü, Sünnet-i Seniye dâiresinde, hakikat mesleğinde, ehl-i îmâna hàlis ve te'sirli ve ehemmiyetli bir rehberdir. Şahsî makamı görülse, değil geri çekilmek, vazgeçmek, muhabbette noksan olmak; bil'akis daha ziyâde hürmet ve takdir ile bağlanacağım. Demek ben hakîki bir Ziyaeddin’i, sen de hayâlî bir Ziyaeddin’i seversin.”
Benim o kardeşim insaflı ve müdakkik bir âlim olduğu için benim nokta-i nazarımı kabûl edip takdir etti.
Ey Risale-i Nur’un kıymetli talebeleri ve benden daha bahtiyar ve fedâkâr kardeşlerim!
Şahsiyetim itibariyle sizin ziyâde hüsn-ü zannınız belki size zarar vermez; fakat sizin gibi hakikat-bîn zâtlar vazifeye, hizmete bakıp, o noktada bakmalısınız. Perde açılsa, benim baştan aşağıya kadar kusurât ile âlûde mâhiyetim görünse, bana acıyacaksınız. Sizi kardeşliğimden kaçırmamak için kusurâtımı gizliyorum.
Said Nursî ∗∗∗
