► (20) ◄
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Azîz, sıddık kardeşlerim!
Bugünlerde, Kur'ân-ı Hakîmin nazarında, îmândan sonra en ziyâde esâs tutulan takvâ ve amel-i sâlih esâslarını düşündüm. Takvâ, menhiyâttan ve günahlardan ictinâb etmek ve amel-i sâlih emir dâiresinde hareket ve hayrat kazanmaktır. Her zaman def'-i şer, celb-i nef'a râcih olmakla beraber, bu tahribât ve sefâhet ve câzibedâr hevesât zamanında bu takvâ olan def'i mefâsid ve terk-i kebâir üssü'l-esâs olup büyük bir rüchâniyet kesbetmiş.
Bu zamanda tahribât ve menfî cereyan dehşetlendiği için, takvâ bu tahribâta karşı en büyük esâstır. Farzları yapan, kebîreleri işlemeyen, kurtulur. Böyle kebâir-i azîme içinde amel-i sâlihin ihlâsla muvaffakıyeti pek azdır.
Hem, az bir amel-i sâlih, bu ağır şerâit içinde çok hükmündedir.
Hem, takvâ içinde bir nev'i amel-i sâlih var. Çünkü, bir haramın terki vâcibdir. Bir vâcibi işlemek, çok sünnetlere mukâbil sevâbı var. Böyle zamanlarda, binler günahın tehâcümünde bir tek ictinâb, az bir amel ile, yüzer günahın terkiyle, yüzer vâcib işlenmiş olur. Bu ehemmiyetli nokta, niyet ile takvâ nâmıyla günahtan kaçınmak kasdıyla menfî ibâdetten gelen ehemmiyetli âmâl-i sâlihadır.
Risale-i Nur şâkirdlerinin, bu zamanda en mühim vazifeleri, tahribâta ve günahlara karşı takvâyı esâs tutup davranmak gerektir. Mâdem her dakikada, şimdiki tarz-ı hayat-ı ictimâiyede yüzer günah insana karşı geliyor; elbette takvâ ile ve niyet-i ictinâb ile yüzer amel-i sâlih işlemiş hükmündedir. Ma'lûmdur ki; bir adamın bir günde harâb ettiği bir sarayı, yirmi adam, yirmi günde yapamaz ve bir adamın tahribâtına karşı yirmi adam çalışmak lâzım gelirken; şimdi, binler tahribâtçıya mukâbil, Risale-i Nur gibi bir tamircinin bu derece mukâvemeti ve te'sirâtı pek hàrikadır. Eğer bu iki mütekàbil kuvvetler bir seviyede olsaydı onun tamirinde mu'cizevâri muvaffakıyet ve fütûhât görülecekti.
Ezcümle: Hayat-ı ictimâiyeyi idare eden en mühim esâs olan hürmet ve merhamet gayet sarsılmış. Bazı yerlerde, gayet elîm ve bîçâre ihtiyarlar, peder ve vâlideler hakkında dehşetli neticeler veriyor.
Cenâb-ı Hakk’a şükür ki; Risale-i Nur, bu müdhiş tahribâta karşı girdiği yerlerde mukâvemet ediyor, tamir ediyor. Sedd-i Zülkarneynin tahribiyle Ye'cüc ve Me'cüclerin dünyayı fesâda vermesi gibi; Şerîat-ı Muhammediye (A.S.M.) olan sedd-i Kur'ânın tezelzülüyle Ye'cüc ve Me'cücden daha müdhiş olan ahlâkta ve hayatta zulmeti bir anarşilik ve zulümlü bir dinsizlik fesâda ve ifsada başlıyor.
