İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 276 / 683
276

yekûndan hisseme düşen binden bir cüz'ü rûhen hissedilmiş, beni mesrûrâne heyecana getirmişti.

Evet, böyle yüzer masûmların makbûl amelleri ve reddedilmez duâları sâir kardeşlerimin defterlerine geçmesi misillû, benim gibi bir günahkârın sahife-i âmâline dahi girmesi, binler sürûr ve sevinç verir. Böyle karanlık bir zamanda, bu ağır şerâit altında böyle masûmâne ve kahramanâne çalışmak için, biz, hem masûmları ve o ümmîleri ve muallimlerini tebrik, hem peder ve vâlidelerini tebrik, hem köylerini tebrik, hem memleketlerini, hem milletlerini, hem Anadoluyu tebrik ederiz.

Mübârek masûmların ve ümmîlerin herbirine birer hususî teşekkürnâme ve tebriknâme yazmak elimden gelseydi yazacaktım; öyle ise bu arzumu bilfiil yazılmış gibi kabûl etsinler. Ben, onların isimlerini bir dâire sûretinde yazacağım, duâ vaktinde bakacağım. Hem onları Risale-i Nurun hàs şâkirdleri dâiresine dâhil edip, bütün manevî kazançlarıma hissedar edeceğim.

Benim tarafımdan onların peder ve vâlidelerine veya akrabalarına ve üstadlarına selâmlarımızı tebliğ ediniz. Cenâb-ı Hak, onları ve evlâdlarını dünyada ve âhirette mes'ûd eylesin, âmîn, âmîn, âmîn.

Said Nursî ∗∗∗

► (14) ◄

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ

Azîz Kardeşlerim!

Hakàik-ı îmâniye, herşeyden evvel bu zamanda en birinci maksad olmak ve sâir şeyler ikinci, üçüncü, dördüncü derecede kalmak ve Risale-i Nura hizmet etmek en birinci vazife ve medâr ve merak ve maksûd-u bizzat olmak lâzım iken; şimdiki hâl-i âlem hayat-ı dünyeviyeyi hususan hayat-ı ictimâiyeyi ve bilhassa hayat-ı siyâsiyeyi ve bilhassa medeniyetin sefâhet ve dalâletine ceza olarak gelen gadab-ı İlâhînin bir cilvesi olan harb-i umumînin tarafgirâne, damarları ve a'sâbları tehyîc edip bâtın-ı kalbe kadar, hattâ hakàik-ı îmâniyenin elmasları derecesine o zararlı, fânî arzuları yerleştirecek derecede bu meş'ûm asır öyle şırınga etmiş ve ediyor ve öyle aşılamış ve aşılıyor ki; Risale-i Nur dâiresi haricinde bulunan bir kısım sathî belki de bir kısım zaîf velîler, o siyâsî ve ictimâî hayatın râbıtaları sebebiyle, hakàik-ı îmâniyenin hükmünü ikinci, üçüncü derecede bırakıp, o cereyanların hükmüne tâbi olarak

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.