► (16) ◄
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Azîz Muhterem Kardeşim!
Evvelâ; zâtınızın, bir risale kadar câmi' ve uzun ve müdakkikàne, harâretli mektûbunuzu kemâl-i merakla okudum. Peşin olarak size bunu beyân ediyorum ki: Risale-i Nurun üstadı ve Risale-i Nura Celcelûtiye Kasidesi’nde rumûzlu işârâtıyla pek çok alâkadarlık gösteren ve benim hakàik-ı îmâniyede hususî üstadım, İmâm-ı Ali’dir. (R.A.)
Ve ﴾ قُلْ لاَ اَسْئَلُكُمْ عَلَيْهِ اَجْرًا اِلَّا الْمَوَدَّةَ فِى الْقُرْبَى ﴿ âyetinin nassıyla, Âl-i Beyt’in muhabbeti, Risale-i Nur’da ve mesleğimizde bir esâstır. Ve Vehhâbîlik damarı, hiçbir cihetle nurun hakîki şâkirdlerinde olmamak lâzım geliyor. Fakat, mâdem bu zamanda zındıka ve ehl-i dalâlet, ihtilâftan istifade edip ehl-i îmânı şaşırtıp ve şeâiri bozarak, Kur'ân ve îmân aleyhinde kuvvetli cereyanları var; elbette bu müdhiş düşmana karşı, cüz'î teferruâta dair medâr-ı ihtilâf münâkaşaların kapısını açmamak gerektir.
Hem, ölmüş insanları zemmetmeye hiç lüzum yok. Onlar, dâr-ı âhirete, mahall-i cezaya gitmişler. Lüzumsuz, zararlı, onların kusurlarını beyân etmek; emrolunan muhabbet-i Âl-i Beyt’in muktezâsı değildir ve lâzım da değildir diye, Ehl-i Sünnet Ve'l-cemâat, Sahâbeler zamanındaki fitnelerden bahs açmayı men'etmişler. Çünkü, Vak'a-i Cemel’de, Aşere-i Mübeşşere’den Zübeyr (R.A.) ve Talha (R.A.) ve Âişe-i Sıddıka (R.A.) bulunmasıyla, Ehl-i Sünnet Ve'l-cemâat o harbi “İctihâd neticesi” deyip, “Hazret-i Ali (R.A.), haklı, öteki taraf haksız; fakat ictihâd neticesi olduğu cihetle affedilir.” derler.
Hem Vehhâbîlik damarı, hem müfrit Râfizîlerin mezhebleri İslâmiyete zarar vermesin diye, Sıffîn Harbi’ndeki bâğîlerden de bahs açmayı zararlı görüyorlar. Haccâc-ı Zâlim, Yezid ve Velîd gibi heriflere, ilm-i kelâmın en büyük allâmesi olan Sa'deddin-i Taftazanî “Yezide lânet câizdir?” demiş; fakat, lânet vâcibdir dememiş; hayırdır ve sevâbı vardır dememiş. Çünkü: Hem Kur'ânı, hem Peygamberi, hem bütün Sahâbelerin kudsî sohbetlerini inkâr eden hadsizdir. Şimdi onlardan meydânda gezenler çoktur. Şer'an, bir adam hiç mel'ûnları hâtıra getirmeyip lânet etmese, hiçbir zararı yok. Çünkü, zemm ve lânet ise, medih ve muhabbet gibi değil. Onlar, amel-i sâlihte dâhil olamaz. Eğer zararı varsa, daha fenâ.
İşte, şimdi gizli münâfıklar, Vehhâbîlik damarıyla, en ziyâde İslâmiyeti ve hakikat-i Kur'âniyeyi muhâfazaya memur ve mükellef olan bir kısım
