İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 297 / 683
297

saâdet ve lezzetini isteyenler, –hadsiz tecrübeler ile– Risale-i Nur’un îmânî ve Kur'ânî derslerinde bulabilir ve buluyorlar.

Said Nursî ∗∗∗

Kastamonu’da Üstad Bedi̇üzzaman’a Sekiz Sene Hizmet Eden Mehmed Feyzi Ve Çaycı Emin Efendinin, Kastamonu’daki Hayatına Dair Emirdağı’nda İken Hz. Üstada Yazdikları Kıymettâr Bir Mektûblarıdır

KASTAMONU’DA ÜSTAD BEDİÜZZAMAN’A SEKİZ SENE HİZMET EDEN MEHMED FEYZİ VE ÇAYCI EMİN EFENDİNİN, KASTAMONU’DAKİ HAYATINA DAİR EMİRDAĞI’NDA İKEN HZ. ÜSTADA YAZDIKLARI KIYMETTÂR BİR MEKTÛBLARIDIR

اَلسَّلاَمُ عَلَيْكُمْ وَرَحْمَةُ اللّٰهِ وَبَرَكَاتُهُ بِعَدَدِ رَسَائِلِ النُّورِ الْمَقْرُوئَةِ وَالْمَكْتُوبَةِ

Çok sevgili, çok kıymetdâr, çok müşfik Üstadımız Efendimiz Hazretleri.

Evvelâ: Leyle-i Mi'râcınızı tebrik eder, ellerinizden öper, kusurumuzun affını ricâ ederiz.

Üstadımızın tercüme-i hâlini merak edenlere deriz ki:

Kur'ân-ı Hakîm, otuzüç âyâtının i'câzkâr işâretiyle, İmâm-ı Ali Radıyallahu Anh, Celcelûtiye ve Ercûze’ sinde kerâmetkâr delâlâtıyla ve Gavs-ı A'zam (Kuddise Sırruhu), beşâretkâr beyânâtıyla, Üstadımızın hakîki tercüme-i hâlini ve Risale-i Nurun hakîki mâhiyetini beyân etmişler.

Üstadımızın şahs-ı manevîsini bilmek isteyenler, Risale-i Nur’un İşârât-ı Kur'âniye ve kerâmât-ı Aleviye ve kerâmet-i Gavsiye risalelerini ve Risale-i Nur’un sâir eczâlarını dikkatle tetebbu' etmeleri lâzımdır. Yalnız bizim, Üstadımız hakkındaki kanâat-ı kat'iyyemiz şudur ki: İsm-i Nur ve ism-i Hakîme mazhariyetle, Kur'ân-ı Hakîm’in hazinesinden nâil olduğu hakàik ve maârifi, tahdîs-i ni'met maksadıyla beşere ilân eden bu allâme-i zîfünûn Bediüzzaman Hazretleri, ahlâk-ı Muhammediye Aleyhissalâtü Vesselâm ile tahalluk etmiş, nefis ve hevâ berzahlarından geçmiş; mekârim-i ahlâkın en mümtâz ve müstesnâ bir timsâl-i mücessemi olarak bu asırda bulunmuş; şimdiye kadar bütün hayatında şâyân-ı hayret bir ulüvv-ü himmet ve sekînet ve iffet ve mahviyet içinde yaşamış; gınâ-yı kalbi, tevekkül ve kanâati hàrikulâde; maîşet ve kıyafeti, pek sâde ve mekârim-i ahlâkı, pek fevkalâde; dünyaya zerre kadar meyil ve muhabbet etmez...

Hem öyle bir tarzda izzet-i ilmiyeyi hayatta muhâfaza etmiş ki; asla kimseye arz-ı iftikàr etmemek, hayatının en mühim bir düsturu olmuştur. Dünya kendilerine teveccüh etmişse de, ondan yüz çevirmiş olan Üstadımız; emr-i maaşta Cenâb-ı Hakk’ın inâyetiyle, iffet ve nezâhetini dâima muhâfaza eder; sadaka, zekât ve hediyeleri almaz.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.