İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 171 / 683
171

İkinci İşâret

İKİNCİ İŞÂRET

Tenkidkârâne bir suâle cevaptır.

Ehl-i dünya tarafından deniliyor ki: “Sen neden bizden küstün? Bir defa olsun hiç müracaat etmeyip sükût ettin. Bizden şiddetli şekvâ edip “Bana zulmediyorsunuz” diyorsun. Hâlbuki bizim bir prensibimiz var, bu asrın muktezâsı olarak hususî düsturlarımız var. Bunların tatbikini sen kendine kabûl etmiyorsun. Kanunu tatbik eden zâlim olmaz. Kabûl etmeyen isyan eder.

Ezcümle, bu asr-ı hürriyette ve bu yeni başladığımız cumhûriyetler devrinde, müsâvât esâsı üzerine tahakküm ve teğallübü kaldırmak düsturu bizim bir kanun-u esâsîmiz hükmüne geçtiği hâlde, sen kâh hocalık, kâh zâhidlik sûretinde teveccüh-ü âmmeyi kazanarak, nazar-ı dikkati kendine celb ederek, hükûmetin nüfûzu haricinde bir kuvvet, bir makam-ı ictimâî elde etmeye çalıştığın; zâhir hâlin ve eski zamandaki mâcera-yı hayatının delâletiyle anlaşılıyor. Bu hâl ise, şimdiki tâbir ile, burjuvaların müstebidâne tahakkümleri içinde hoş görünebilir. Fakat bizim tabaka-i avâmın intibâhıyla ve galebesiyle tezâhür eden tam sosyalizm ve bolşevizm düsturları bizim daha ziyâde işimize yaradığı için o sosyalizm düsturlarını kabûl ettiğimiz hâlde, senin vaziyetin bize ağır geliyor. Prensiplerimize muhâlif düşüyor. Onun için sana verdiğimiz sıkıntıdan şekvâya ve küsmeye hakkın yoktur?..”

Elcevab: Hayat-ı ictimâiye-i beşeriyede bir çığır açan, eğer kâinâttaki kanun-u fıtrata muvâfık hareket etmezse, hayırlı işlerde, terakkîde muvaffak olamaz. Bütün hareketi şer ve tahrib hesabına geçer. Mâdem kanun-u fıtrata tatbik-i harekete mecburiyet var; elbette fıtrat-ı beşeriyeyi değiştirmek ve nev'-i beşerin hilkatindeki hikmet-i esâsiyeyi kaldırmakla, “mutlak müsâvât” kanunu tatbik edilebilir. Evet, ben neseben ve hayatça avâm tabakasındanım. Ve meşreben ve fikren “müsâvât-ı hukuk” mesleğini kabûl edenlerdenim. Ve şefkaten ve İslâmiyetten gelen sırr-ı adâlet ile, burjuva denilen tabaka-i hàvâssın istibdâd ve tahakkümlerine karşı eskiden beri muhâlefetle çalışanlardanım. Onun için, bütün kuvvetimle adâlet-i tâmme lehinde, zulüm ve teğallüb ve tahakküm ve istibdâdın aleyhindeyim.

Fakat nev'-i beşerin fıtratı ve sırr-ı hikmeti, müsâvât-ı mutlaka kanununa zıttır. Çünkü Fâtır-ı Hakîm, kemâl-i kudret ve hikmetini göstermek için, az bir şeyden çok mahsulât aldırır ve bir sahifede çok kitapları yazdırır ve bir şey ile çok vazifeleri yaptırdığı gibi, beşer nev'i ile de binler nev'in vazifelerini gördürür. İşte o sırr-ı azîmdendir ki, Cenâb-ı Hak,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.