İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 577 / 683
577

Bediüzzaman’ı Zehirlediler - Nihat Yazar

BEDİÜZZAMAN’I ZEHİRLEDİLER

Bundan yedi sene önce; kanunların çiğnendiği, beşer haklarının çarmıha gerildiği, hürriyetlerin hiçe sayıldığı, şahsî arzu ve ihtirasatın kanunlardan üstün tutulduğu bir devr-i rezîlânede, Afyon Vilâyeti’nin Emirdağı Kazası’na seksenlik bir ihtiyar, bir din âlimi sürülüyor. Nüfûs kütüğüne kaydettirilip burada ikamete mecbur ediliyor. Tek gayesi, Kur'ân-ı Kerîmin ahkâmını tebliğ, insanları doğruya, iyiye ve nâmusluluğa sevketmek olan bir fikir adamı, nefyediliyor... Her cebhesinde kan döktüğü kendi öz yurdunda, Engizisyon mahkemelerinin dahi insanoğluna revâ görmeyeceği zulme, işkencelere tâbi tutuluyor. Sakalına, bıyığına, kılık kıyafetine karışılıyor; jandarma dipçikleri altında ölüme mahkûm ediliyor.

Sürgün olarak gönderildiği yerde dahi rahat bırakılmıyor. Ecdâdından misâfir-perverliği, ihtiyarların, garîb ve kimsesizlerin yardımına koşmayı miras alan her Türk gibi, bu kaza halkı da, ilmî eserleriyle, ef'âl ve hareketleriyle müsellem olan bu zâtın yardımına koşmayı vicdânî bir vazife telâkki ediyor.

İslâm’ın ve ilmin, izzet ü vakarını şerefle muhâfaza etmesini bilen ve asla dünya zevkleri için mihnet kabûl etmeyen bu şahsın, siyâsî hiçbir parti ve teşekkülle de kat'iyyen alâkası yoktur.

Türkiye’de îmân ve karakter sâhibi her fikir adamına yapıldığı gibi, bu kimsenin muhtelif defalar evi aranmış, mahkemelere verilmiş, bütün eserleri, mektûbları en ufak teferruâtına varıncaya kadar müsâdere edilerek suçsuz yere hapishânelerde süründürülmüştür.

Evet, suçsuz yere diyoruz. Çünkü, vâli ve kaymakamından tutunuz da, karakoldaki jandarmasına varıncaya kadar Üstada ezâ ve cefâ etmek, hapishânelerde süründürmek bir vesile-i iftihar; şefin gözüne girebilmek, terfî-i makam edebilmek gibi süflî hırslarla yanıp kavrulanlar için ise, bulunmaz bir fırsat olmuştur.

Bu zulüm, bu işkencenin sebeblerini, o devrin dine karşı olan temâyülünde, vicdân hürriyetine ve İslâmiyet’e yaptığı baskıda aramak lâzımdır. Bu hâlin, o devirde hiç de acâib olan bir tarafı yoktur. Zîra o devirde memlekette; dinsiz materyalist, behîmî hislerin zebûnu köle rûhlu bir nesil yetiştirilmek istenirken, bu zâtın kendi hayatını istihkar derecesinde ortaya atılıp hürriyetle, ahlâkla, îmânla meşbû'; hayvanî hislerin esiri olmayan bir gençlik istemesi ve bu uğurda çalışması elbette hoş görülmezdi. Millet haklarını çiğneyip, milyonların sırtından ahtapotlar gibi geçinmeyi şiâr edinenler için korkulacak bir hâldir bu. Takibler, baskılar senelerce

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.