İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 105 / 683
105

üzerinde bulunan bir sütreye girer. Hem yaralı, hem ayağı kırık bir hâlde; otuzüç saat su ve çamur içinde kalır. Tüfek ellerinde, o vaziyet-i müdhişe içinde, üst kattaki odada düşman askeri ve zâbitleri bulunduğu hâlde, kemâl-i istirahat-i kalble ve ahâlinin kurtulmasının sevinciyle sürûr içinde, beraberindeki arkadaşlarına tesellî vererek der:

Karşımıza ne vakit çoklukla düşman askerleri gelirse, o vakit silâhlarımızı kullanacağız, kendimizi ucuza satmayacağız, bir-iki düşmana kurşun atmayacağız...

Latîf bir inâyet-i İlâhiyedir ki; otuzüç saat, onlar Rus askerlerini gördükleri ve Ruslar da onları aradıkları hâlde bulamadılar. Bu esnâda Bediüzzaman, talebeleri olan gönüllü fedâilere hitâben:

Arkadaşlar! Durmayınız... Sizlere hakkımı helâl ettim, beni bırakınız, siz kendinizi kurtarmaya çalışınız, demesi üzerine, fedâkâr ve kahraman talebeler:

Sizi bu hâlde bırakıp gidemeyiz; şehîd olursak yine hizmetinizde olsun, deyip kalırlar. Sonra Ruslar esir edip Van, Celfa, Tiflis, Kiloğrif, Kosturma’ya sevkederler.

Ermeni fedâileri meşhûrdur; hattâ öyle rivâyet ederler ki: “Fedâilerin yüzleri, kızarmış kömür üstüne tutulup gözleri patlama derecesine gelse dahi, yine sır vermezler.” İşte Ruslar o zaman diyorlardı ki: “Bediüzzaman’ın gönüllüleri, Ermeni fedâilerinin fevkındedir! Bunun içindir ki, bizim Kazaklarımızı imhada fazla muvaffak olmuşlardır.”

Bediüzzaman’ı üserâ kampına götürürler. Burada şu şekilde şâyân-ı takdir bir hâdise cereyan eder. Şöyle ki:

Bediüzzaman’ı üserâ kampına götürürler. Burada şu şekilde şâyân-ı takdir bir hâdise cereyan eder. Şöyle ki:

Bir gün Rus Başkumandanı esirleri teftişe gelir. Teftiş esnâsında, Bediüzzaman kumandana selâm vermez ve yerinden kalkmaz. Kumandan kızar, belki tanımamıştır diyerek tekrar önünden geçtiği zaman yine yerinden kalkmayınca, kumandan tercümân vâsıtasıyla der:

— Beni herhalde tanımadılar?

Bediüzzaman:

— Tanıyorum, Nikola Nikolaviç’tir.

Kumandan:

— Şu hâlde Rus ordusuna, dolayısıyla Rus Çarına hakaret ediyorlar!

Bediüzzaman:

— Hakaret etmedim. Ben bir müslüman âlimiyim. Îmânlı bir kimse, Cenâb-ı Hakk’ı tanımayan bir adamdan üstündür. Binâenaleyh, ben sana kıyâm etmem, der.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.