İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 446 / 683
446

► (09) ◄

بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ

Azîz, Sıddık, Sebatkâr, Muhlis Kardeşlerim!

Hem maddî hem manevî; hem nefsim, hem benimle temâs edenler gayet ehemmiyetli benden suâl ediyorlar ki: “Neden herkese muhâlif olarak –hiç kimsenin yapmadığı gibi– sana yardım edecek çok ehemmiyetli kuvvetlere bakmıyorsun? İstiğnâ gösteriyorsun? Ve herkes, müştâk ve tâlib olduğu ve Risale-i Nur’un intişarına, fütûhâtına çok hizmet edeceğine o Risale-i Nur Şâkirdlerinin hàsları müttefik oldukları ve senden kabûl ettikleri büyük makamları kabûl etmiyorsun? Şiddetle çekiniyorsun?”

Elcevab: Bu zamanda ehl-i îmân öyle bir hakikate muhtaçtırlar ki; kâinâtta hiçbir şeye âlet ve tâbi ve basamak olamaz; ve hiçbir garaz ve maksad onu kirletemez; ve hiçbir şübhe ve felsefe onu mağlûb edemez bir tarzda îmân hakikatlerini ders versin. Umum ehl-i îmânın bin seneden beri terâküm etmiş dalâletlerin hücumuna karşı îmânları muhâfaza edilsin.

İşte bu nokta içindir ki, dâhilî ve haricî yardımcılara ve ehemmiyetli kuvvetlerine, Risale-i Nur ehemmiyet vermiyor, onları arayıp tâbi olmuyor.. tâ avâm-ı ehl-i îmânın nazarında, hayat-ı dünyeviyenin bazı gayelerine basamak olmasın; ve doğrudan doğruya hayat-ı bâkiyeden başka hiçbir şeye âlet olmadığından, fevkalâde kuvveti ve hakikati, hücum eden şübheleri ve tereddüdleri izâle eylesin.

Amma, manevî ve makbûl ve zararsız ve bütün ehl-i hakikatin istedikleri nurânî makamlar ve uhrevî rütbelerden, hàlis kardeşlerimizden hüsn-ü zanla verilen ve ihlâsınıza zarar gelmediği hâlde eğer kabûl etsen, reddedilmeyecek derecede senedler, hüccetler bulunduğu hâlde; sen, değil tevâzu' ve mahviyetle, belki şiddet ve hiddetle ve o makamı sana veren kardeşlerinin hatırını kırmakla o rütbelerden ve makamlardan kaçıyorsun?”

Elcevab: Nasıl ki ehl-i hamiyet bir insan, dostların hayatını kurtarmak için kendini fedâ eder; öyle de, ehl-i îmânın hayat-ı ebediyelerini tehlikeli düşmanlardan muhâfaza etmek için, lüzum olsa –hem lüzum var– kendim, değil yalnız lâyık olmadığım o makamları, belki hakîki hayat-ı ebediyenin makamlarını dahi fedâ etmeye, Risale-i Nurdan aldığım ders-i şefkat cihetiyle terkederim. Evet her vakit, hususan bu zamanda ve bilhassa dalâletten gelen gaflet-i umumiyede ve siyaset ve felsefenin galebesinde; ve enâniyet ve hodfürûşluğun heyecanlı asrında büyük makamlar herşeyi

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.