İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 447 / 683
447

kendine tâbi ve basamak yapar. Hattâ dünyevî makamlar için dahi mukaddesâtını âlet yapar. Manevî makamlar olsa, daha ziyâde âlet eder. Umumun nazarında kendini muhâfaza etmek ve o makamlara kendini yakıştırmak için bazı kudsî hizmetlerini ve hakikatleri basamak ve vesile yapıyor diye itham altında kalıp, neşrettiği hakikatler dahi tereddüdler ile revâcı zedelenir. Şahsa, makama fâidesi bir ise, revâcsızlıkla umuma zararı bindir.

Elhâsıl: Hakikat-i ihlâs, benim için şân ü şerefe ve maddî ve manevî rütbelere vesile olabilen şeylerden beni men'ediyor. Hizmet-i Nuriyeye, gerçi büyük zarar olur; fakat, kemiyet keyfiyete nisbeten ehemmiyetsiz olduğundan, hàlis bir hàdim olarak, hakikat-i ihlâs ile, herşeyin fevkınde hakàik-ı îmâniyeyi on adama ders vermek, büyük bir kutbiyetle binler adamı irşad etmekten daha ehemmiyetli görüyorum. Çünkü: O on adam, tam o hakikati herşeyin fevkınde gördüklerinden sebat edip, o çekirdekler hükmünde olan kalbleri, birer ağaç olabilirler. Fakat o binler adam, dünyadan ve felsefeden gelen şübheler ve vesveseler ile, o kutbun derslerini, “Hususî makamından ve hususî hissiyatından geliyor.” nazarıyla bakıp, mağlûb olarak dağıtılabilirler diye, hizmetkârlığı, makàmâtlara tercih ediyorum. Hattâ bu defa bana; beş vecihle kanunsuz, bayramda, düşmanlarımın plânıyla bana ihanet eden o ma'lûm adama şimdilik bir belâ gelmesin diye telâş ettim. Çünkü, mes'ele şa'şaalandığı için, doğrudan doğruya avâm-ı nâs bana makam verip hàrika bir kerâmet sayabilirler diye, dedim: “Ya Rabbî, bunu ıslah et veya cezasını ver. Fakat böyle kerâmetvâri bir sûrette olmasın.” Bu münâsebetle bir şeyi beyân edeceğim. Şöyle ki:

Bu defa mahkemeden bana teslîm olunan talebelerin mektûbları içinde, çok imzalar üstünde bulunan bir mektûb gördüm; belki lâhikaya girmiş. Risale-i Nur’un Şâkirdlerinin maîşet cihetindeki bereketine ve bazıların tokatlarına dairdi. Burada, aynen Kastamonu’daki tokat yiyenler gibi şübhe kalmamış. Beş adam, aynen burada da tokat yediler.

Said Nursî ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.