► (04) ◄
Kardeşlerim,
Size, üstad ve talebeler ve ders arkadaşları içinde fâide verecek bir fikrimi beyân edeceğim. Şöyle ki:
Sizler –haddimin fevkınde– bir cihette talebemsiniz ve bir cihette ders arkadaşlarımsınız ve bir cihette muîn ve müşâvirlerimsiniz.
Azîz kardeşlerim! Üstadınız lâyuhtî değil; onu hatâsız zannetmek, hatâdır. Bir bahçede çürük bir elma bulunmakla, bahçeye zarar vermez; bir hazinede silik para bulunmakla, hazineyi kıymetten düşürtmez. Hasenenin on sayılmasıyla, seyyienin bir sayılmak sırrıyla, insaf odur ki; bir seyyie, bir hatâ görünse de, sâir hasenâta karşı kalbi bulandırıp i'tirâz etmemektir. Hakàika dair mesâilde, külliyatları ve bazen de tafsilâtları sünûhât-ı ilhâmiye nev'inden olduğundan; hemen umumiyetle şübhesizdir, kat'îdir...
Biliniz, kardeşlerim ve ders arkadaşlarım! Benim hatamı gördüğünüz vakit serbestçe bana söyleseniz mesrûr olacağım. Hattâ başıma vursanız, Allah râzı olsun diyeceğim. Hakk’ın hatırını muhâfaza için, başka hatırlara bakılmaz. Nefs-i emmârenin enâniyeti hesabına, hakkın hatırı olan; bilmediğimiz bir hakikati müdafaa değil, ale'r-re'si ve'l-ayn kabûl ederim...
Bilirsiniz ki, şu zamanda, şu vazife-i îmâniye çok mühimdir; benim gibi zaîf, fikri çok cihetlerle inkısam etmiş bir bîçâreye yükletmemeli; elden geldiği kadar yardım etmeli... Cenâb-ı Hak, kemâl-i rahmetinden, iki senedir ciddi hakàika nisbeten yemişler, fâkiheler nev'inden tevâfukât-ı latîfe ile ezhânımızı taltif etti, zihnimizi neş'elendirdi. Kemâl-i merhametinden, o tevâfukât-ı latîfe meyveleriyle ciddi bir hakikat-i Kur'âniyeye zihnimizi sevketti ve rûhumuza o meyveleri gıdâ ve kût yaptı. Hurma gibi hem fâkihe, hem kût oldu. Hem hakikat, hem zînet ve meziyet birleşti.
Kardeşlerim, bu zamanda, dalâlet ve gaflete karşı pek çok manevî kuvvete muhtacız. Maatteessüf, ben şahsım itibariyle çok zaîf ve müflisim. Hàrika kerâmetim yok ki bu hakàikı onunla isbât edeyim. Ve kudsî bir himmetim yok ki onunla kulûbu celbedeyim. Ulvî bir dehâm yok ki onunla ukùlü teshìr edeyim. Belki Kur'ânı Hakîmin dergahında bir dilenci hàdim hükmündeyim. Bu muannid ehl-i dalâletin inâdını kırmak ve insafa getirmek için Kur'ân-ı Hakîmin esrârından bazen istimdâd ederim. Keràmât-ı Kur'âniye olarak, tevâfukâtta bir ikram-ı İlâhî hissettim, iki elimle sarıldım. Evet Kur'ândan tereşşuh eden “İşârâtü'l-İ'câz” ve “Risale-i Haşir”de kat'î bir işâret hissettim. Emsâlleri bulunsun bulunmasın, bence bir kerâmet-i Kur'âniyedir. ∗∗∗
