İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 294 / 683
294

Risale-i Nur’un hatırı için yazıya başlayıp yazdıkları kırk, elli parçayı, iki-üç mecmua içinde dercettik. Bu ümmî ihtiyarların ve kısmen çoban ve efelerin, bu zamanda, bu acîb şerâit içinde herşeye tercihen Risale-i Nur’a bu sûretle çalışmaları gösteriyor ki, bu zamanda Risale-i Nur’a ekmekten ziyâde ihtiyaç var ki; harmancılar, çiftçiler, çobanlar, yörük efeleri hâcât-ı zarûriyeden ziyâde Risale-i Nur’a çalışmaları, Risale-i Nur’un hakkâniyetini gösteriyorlar.

Bu ciltte az, sâir altı cild-i âherde masûmların ve ihtiyar ümmîlerin yazılarının tashihinde çok zahmet çektim. Vakit müsâade etmiyordu. Hâtırıma geldi ve ma'nen denildi ki: Sıkılma, bunların yazıları çabuk okunmadığından, acelecileri yavaş yavaş okumağa mecbur ettiğinden, Risale-i Nur’un gıdâ ve taam hükmündeki hakikatlerinden hem akıl, hem kalb, hem rûh, hem nefis, hem his hisselerini alabilirler. Yoksa, yalnız akıl cüz'î bir hisse alır, ötekiler gıdâsız kalabilirler. Risale-i Nur, sâir ilimler ve kitaplar gibi okunmamalı. Çünkü ondaki îmân-ı tahkîkî ilimleri, başka ilimlere ve mârifetlere benzemez; akıldan başka çok letâif-i insaniyenin de kuvvet ve nurlarıdır.

Elhâsıl, masûmların ve ümmî ihtiyarların noksan yazılarında iki fâide var:

Birincisi, teennî ve dikkatle okumağa mecbur etmektir.

İkincisi, o masûmâne ve hàlisâne ve samîmî ve tatlı dillerinden, derslerinden, Risale-i Nur’un şirin ve derin mes'elelerini lezzetli bir hayretle dinlemek, ders almaktır.

Said Nursî ∗∗∗

Isparta’ya Gönderilen Bir Mektûb

ISPARTA’YA GÖNDERİLEN BİR MEKTÛB

Azîz, Sıddık Kardeşlerim!

Namaz tesbihâtının sırrına göre, nasıl ki namazdan sonra tesbih ve zikir ve tehlil ile hatme-i muazzama-i Muhammediye ve zikir ve tesbih eden ve rû-yi zemin kadar geniş bir halka-i tahmîdât-ı Ahmediye dâiresine tasavvuran ve niyeten girmek medâr-ı füyûzât olduğu gibi, biz dahi Risale-i Nur’un geniş dâire-i dersinde ve halka-i envârında ders alan ve çalışan binler masûm lisânların ve mübârek ihtiyarların duâlarına ve a'mâl-i sâlihalarına hissedar olmak ve duâlarına âmîn demek hükmünde olarak, onlarla tayy-ı mekân ederek gıyâben omuz omuza, diz dize bulunmak hayâliyle ve niyetiyle ve tasavvuruyla kendimizi fevkalhad bahtiyar biliyoruz. Hususan âhir ömrümde böyle kıymetdâr manevî

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.