Biz Nur Talebeleri, kat'iyyen siyasetle iştigâl etmeyiz. Bizim yegâne emelimiz, memlekette din hürriyetinin hakîki sûrette te'mini, dine ve din ehline ve Kur'ân ehli olan Nurculara karşı çeyrek asırdan beri devam eden zulüm ve tazyîkin tamamıyla bertaraf olmasıdır. Demokrat kardeşlere tavsiye ederiz: Devr-i sâbıkın şeytankârâne oyunlarına, hilelerine aldanmasınlar; onların düştükleri dalâlete düşmesinler. Milletin rûhunu ve irâdesini onlar gibi istihfaf etmesinler. Komünizme ve dine karşı tuttukları doğru yolda azîmle devam etsinler. ∗∗∗
Bediüzzaman - Cevdet Sezer
BEDİÜZZAMAN
Bergson, “Ahlâkla Dinin İki Kaynağı” adlı son kitaplarından birisinde; bilhassa ahlâkın, bir insan cem'iyetinde alçalmış vak'a derekesinden, ulvî mefkûre seviyesine, ancak dindar ve temiz şahsiyetler sâyesinde yükselebileceğini kaydeder.
Bu görüş, insanlık ve Müslümanlık tarihinde sayısız örneklerle her zaman tahakkuk eylemiştir. Zâten psikoloji ilmine dayanan terbiye san'atı, –an'anevî yollarında– bu umdeye tutunduğu ve yeni bir istikamet verilecek nesilleri bu kabîl örnek insanları taklide sevkettiği nisbette, bizden evvelki devirlerde, bizden çok mes'ûd insanlar yetiştirmiştir.
Bediüzzaman, hangi cem'iyette ve hangi devirde yaşarsa yaşasın işte bu işâret ettiğimiz örnek insan vasıflarını muhâfaza eden temiz ve müstesnâ şahsiyetlerden birisidir. Türk Milletini mahvetmek için câsus ellerle perde arkasında yetiştirilmiş ve Türk Milletini yalanla, dolanla her sâniye aldatmayı kendine bir geçinme san'atı edinmiş bir sürü vatan hâini ve millet düşmanı mahlûklar, bu temiz şahsiyetin yıllardan beri hayatını cendereye sokmuştur. Sorarız: (Fakat kime soracağız? Bu sorgudan da ne umacağız?) Bütün tarihimizde, her fırsatta, en korkunç ve amansız düşmanlığını isbât eden Fener Patrikleri muhteşem saraylarında saltanat sürerken; bu azîz toprağın asırlardan beri tapusunu –en az bin senelik bir mülkiyet hakkıyla– etinde ve kalbinde taşıyan Bediüzzaman, bu fesâd ocağının bir kapıcısı kadar da mı yaşamak hakkından mahrum kalsın?
Hangimiz, yaprakları arasında fikrî ve rûhî seyahatlere kalktığımız kitaplarımızın, ansızın mukaddes bilinen meskenimize tecâvüz edilerek, odamızda baskına uğrayarak ellerimizden kapılıp gasbedilmesine tahammül edebiliriz? Böyle bir hareket –güyâ taklid edilen– çağdaş medenî cem'iyetlerden en geri kalan İspanya’da da vukû' bulamaz, hele vukû'undan sonra nâmütenâhî asla tekerrür edemez.
Biz, Bediüzzaman’ın ilim, ahlâk, fazilet ve edeb sıfatlarıyla bezenen temiz ve yüksek şahsiyetine gösterilen ve hele son günlerde bütün bütün şiddetlenen kötü muâmelelerden ve bu muâmeleleri ona revâ görenlerden
