İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 100 / 683
100

Bediüzzaman Said Nursî’nin Gönüllü Alay Kumandanı Olarak Vatan Ve Millete Fedâkârâne Hizmetleri

BEDİÜZZAMAN SAİD NURSÎ’NİN GÖNÜLLÜ ALAY

KUMANDANI OLARAK VATAN VE MİLLETE

FEDÂKÂRÂNE HİZMETLERİ

Bediüzzaman, Kafkas Cebhesi’nde Enver Paşa ve fırka kumandanının hayranlıkla takdir ettikleri hizmet-i cihadiyeyi yaptıktan sonra, Rus kuvvetlerinin ilerlemesinden dolayı Van’a çekildi. Van’ın tahliyesi ve Rusların hücumu sırasında, bir kısım talebeleriyle Van Kalesinde şehîd oluncaya kadar müdafaaya kat'î karar verdikleri hâlde, geri çekilen Van Vâlisi Cevdet Bey’in ısrarıyla, Vastan Kasabası’na çekildi. Vâli, kaymakam, ahâli ve asker Bitlis tarafına çekilirken, bir alay Kazak süvarisi Vastan üzerine hücum etmişti. Molla Said, Van’dan kaçan ahâlinin mal ve çoluk-çocuklarının düşman eline geçmemesi için otuz-kırk kadar kaçamamış asker ve bir kısım talebeleriyle o Kazaklara karşı koymuş ve hepsinin kurtulmasını sağlamıştır. Hattâ, hücum eden Kazaklara dehşet vermek için, geceleyin onların üstündeki yüksek bir tepeye hücum tarzında çıkıyor; güyâ büyük bir imdâd kuvveti gelmiş zannettirerek, Kazakları oyalayıp ilerletmiyordu. Böylelikle, Vastan’ın Rus istilâsından kurtulmasına sebeb olmuştur.

O muhârebe zamanlarında sipere döndüğü vakit kıymetdâr talebesi Molla Habib ile “İşârâtü'l-İ'câz” nâmındaki tefsirini te'lif ediyordu. Bazen avcı hattında, bazen at üzerinde, bazen de sipere girdikleri zaman; kendisi söylüyor, Molla Habib de yazıyordu. “İşârâtü'l-İ'câz”ın büyük bir kısmı bu vaziyette te'lif edilmiştir. (Hâşiye) [^29] Bu hàrika tefsirin başındaki “İfâde-i Merâm”ı tefsir hakkında bir derece ma'lûmât vermesi itibariyle aynen dercediyoruz.

[^29]:(Hâşiye) TENBİH: "Bu İşârâtü'l-İ'câz" tefsiri, Eski Harb-i Umumî'nin birinci senesinde, cebhe-i harbde, me'hazsiz olarak, kitab mevcûd olmadığı hâlde te'lif edilmiştir. Harb zamanının zarûretinden başka, dört sebebe binâen gayet muhtasar ve îcâzlı bir tarzda yazılmış; "Fâtiha" ve nısf-ı evvel, daha mücmel, daha muhtasar kalmıştır. Evvelâ: O zaman, izâha müsâade etmiyordu. Eski Said, îcâzlı ve kısa tâbiratla ifâde-i merâm ediyordu. Sâniyen: Gayet zekî olan kendi talebelerinin derece-i fehimlerini düşünüyordu; başkaların anlamalarını düşünmüyordu. Sâlisen: Eski Said, en dakîk ve en ince olan nazm-ı Kur'ânda, îcâzlı olan i'câzı beyân ettiği için kısa ve ince düşmüştür. Fakat şimdi ise, Yeni Said nazarıyla mütâlaa ettim; elhak, Eski Said'in bütün hatîâtıyla beraber, şu tefsirdeki tedkîkàt-ı ilmiyesi, onun bir şâheseridir. Yazıldığı vakit, dâima şehîd olmaya hazırlandığı için, hàlis bir niyet ile ve belâğatın kanunlarına ve Ulûm-u Arabiyenin düsturlarına tatbik ederek yazdığı için, hiçbirini cerhedemedim. Belki Cenâb-ı Hak, bu eseri O'na bir keffâretü'z-zünûb yapacak ve bu tefsiri tam anlayacak adamları da yetiştirecek, inşâallâh. Eğer Birinci Harb-i Umumî gibi mâniler olmasaydı tefsirin şu birinci cildi i'câz vücûhundan olan i'câz-ı nazmîyi beyân ettiği gibi diğer cüz'ler ve mektûblar da müteferrik tefsir hakikatlerini içine alsaydı Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyân'a güzel bir tefsir-i câmi' olurdu. Belki, inşâallâh, şu cüz'-ü tefsir yüzotuz aded "Sözler ve Lem'alar ve Mektûbat" risaleleriyle beraber me'haz olursa ileride bahtiyar bir hey'et öyle bir tefsir-i Kur'ânî yazsın. İnşâallâh. Said Nursî ∗∗∗ Hem, İstanbul'da Fetvâ Emini Ali Rıza Efendi, çok zaman bu tefsiri mütâlaa ile, yanına gelen dostlarına müteaddid defalar: "Bu İşârâtü'l-İ'câz, bin tefsir kuvvetinde ve kıymetindedir!" diye yemîn ederek ilân ediyordu. Şark ulemâsı, Şam ve Bağdat'ta büyük âlimler: "İşârâtü'l-İ'câz gayet hàrika ve emsâlsiz bir tefsirdir" diye istihsân etmişlerdir.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.