► (19) ◄
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Bu dünyada, hususan bu zamanda, hususan musîbete düşenlere ve bilhassa Nur şâkirdlerinde dehşetli sıkıntılara ve me'yûsiyetlere karşı en te'sirli çare, birbirine tesellî ve ferâh vermek ve kuvve-i maneviyesini takviye etmek ve fedâkâr hakîki kardeş gibi birbirinin gam ve hüzün ve sıkıntılarına merhem sürmek ve tam şefkatle kederli kalbini okşamaktır. Mâbeynimizdeki hakîki ve uhrevî uhuvvet, gücenmek ve tarafgirlik kaldırmaz. Mâdem ben size bütün kuvvetimle i'timâd edip bel bağlamışım ve sizin için, değil yalnız istirahatimi ve haysiyetimi ve şerefimi, belki sevinçle rûhumu da fedâ etmeğe karar verdiğimi bilirsiniz.. belki de görüyorsunuz. Hattâ kasemle te'min ederim ki: Sekiz gündür Nurun iki rüknü zâhirî birbirine nazlanmak ve tesellî yerine hüzün vermek olan ehemmiyetsiz hâdise, bu sırada benim kalbime verdiği azâb cihetiyle, “Eyvâh! Eyvâh! El-amân, El-amân! Yâ Erhamürrâhimîn meded! Bizi muhâfaza eyle, bizi cin ve insî şeytanların şerrinden kurtar, kardeşlerimin kalblerini birbirine tam sadâkat ve muhabbet ve uhuvvet ve şefkatle doldur.” diye hem rûhum, hem kalbim, hem aklım feryâd edip ağladılar.
Ey demir gibi sarsılmaz kardeşlerim! Bana yardım ediniz. Mes'elemiz çok nâziktir. Ben sizlere çok güveniyordum ki, bütün vazifelerimi şahs-ı manevînize bırakmıştım. Siz de, bütün kuvvetinizle benim imdâdıma koşmanız lâzım geliyor. Gerçi hâdiseniz pek cüz'î ve geçici ve küçük idi. Fakat saatimizin zenbereğine ve gözümüzün hadekasına gelen bir saç, bir zerrecik dahi incitir. Ve bu noktada ehemmiyetlidir ki, maddî üç patlak ve manevî üç müşâhedeler tam tamına haber verdiler.
Said Nursî ∗∗∗
► (20) ◄
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Azîz, Sıddık Kardeşlerim!
Leyle-i Mi'râc, ikinci bir Leyle-i Kadir hükmündedir. Bu gece mümkün oldukça çalışmakla kazanç birden bine çıkar. Şirket-i maneviye sırrıyla,
