► (08) ◄
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Bir hafta evvelki mektûbunuza karşı hüsn-ü zannınızı bir derece cerheden benim cevabımın hikmeti şudur ki:
Bu zamanda öyle fevkalâde hâkim cereyanlar var ki, herşeyi kendi hesabına aldığı için, farazâ hakîki beklenilen ve bir asır sonra gelecek o zât dahi bu zamanda gelse idi, harekâtını o cereyanlara kaptırmamak için siyaset âlemindeki vaziyetten ferâğat edecek ve hedefini değiştirecek diye tahmin ediyorum.
Hem üç mes'ele var. Biri hayat, biri şerîat, biri îmân. Hakikat noktasında ve en mühimmi ve en a'zamı, îmân mes'elesidir.
Fakat, şimdiki umumun nazarında ve hâl-i âlem ilcaâtında en mühim mes'ele hayat ve şerîat göründüğünden o zât şimdi olsa da, üç mes'elenin birden umum rû-yi zeminde vaziyetlerini değiştirmek, nev'-i beşerdeki cârî olan âdetullâha muvâfık gelmediğinden, her hâlde en a'zam mes'eleyi esâs yapıp, öteki mes'eleleri esâs yapmayacak; tâ ki îmân hizmeti safvetini umumun nazarında bozmasın ve avâmın çabuk iğfal olunabilen akıllarında, o hizmet başka maksadlara âlet olmadığı tahakkuk etsin.
Hem, yirmi seneden beri tahribkârâne eşedd-i zulüm altında o derece ahlâk bozulmuş ve metânet ve sadâkat kaybolmuş ki, ondan, belki yirmiden birisine i'timâd edilmez. Bu acîb hâlâta karşı fevkalâde sebat ve metânet ve sadâkat ve hamiyet-i İslâmiye lâzımdır; yoksa akîm kalır, zarar verir.
Demek en hàlis ve en selâmetli ve en mühim ve en muvaffakıyetli hizmet Risale-i Nur şâkirdlerinin dâireleri içindeki kudsî hizmettir.
Said Nursî ∗∗∗
► (09) ◄
بِاسْمِهِ سُبْحَانَهُ
Bu seneki Ramazan-ı Şerîf hem Âlem-i İslâm için, hem Risale-i Nur şâkirdleri için gayet ehemmiyetli ve pek çok kıymetlidir.
Risale-i Nur şâkirdlerinin iştirâk-i a'mâl-i uhreviye düstur-u esâsiyeleri sırrınca, herbirisinin kazandığı mikdar, kardeşlerine aynı mikdar defter-i a'mâline geçmesi o düsturun ve Rahmet-i İlâhiyenin muktezâsı olmak haysiyetiyle, Risale-i Nurun dâiresine sıdk ve ihlâs ile girenlerin kazançları
