İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 224 / 683
224

► (02) ◄

Son müdafaâta sonradan bir hikmete binâen ilhâk edilmiş bir mukaddimedir.

Müdafaâtımın bütün safahâtında gizli ve müdhiş bir komiteye karşı mübâreze vaziyetini gösteren tarz-ı ifâdemdeki maksadım şudur:

Nasıl ki Hükûmet-i Cumhûriye “Dini dünyadan tefrik edip bîtarafâne kalmak” prensibini kabûl etmiş; dinsizlere, dinsizlikleri için ilişmediği gibi, dindarlara da, dindarlıkları için ilişmemesi o prensibin icâbatındandır. Öyle de; ben dahi bîtaraf ve hürriyet-perver olması lâzım gelen Hükûmet-i Cumhûriyeyi, dinsizliğe tarafdâr ve entrikaları çeviren ve hükûmetin memurlarını iğfal eden gizli menfî komitelerden tefrik edilip, hükûmetin onlardan uzak olmasını istiyorum; o entrikacılarla mübâreze ediyorum. O komitelerden, tesâdüfle hükûmetin memuriyetine girenler, ciddi dindarlara takmak için iki kulp elinde tutmuş, garaz ettikleri dindarlara takıyorlar ve hükûmeti iğfale çalışıyorlar. O iki kulpun birisi; o mülhidlerin dinsizliğine temâyül göstermemek mânâsıyla “irtica” kulpunu takıyor. Diğeri; hâşâ ve hâşâ!, dinsizliği, bu hükûmet-i İslâmiyenin ayn-ı siyaseti telâkki etmediğimiz mânâsında “dini siyasete âlet etmek” kulpu ile lekelemek istiyorlar. (Hâşiye) [^5]

[^5]: (Hâşiye) Yani: "Hükûmet bir siyaset takib etmiyor -hâşâ sümme hâşâ- hükûmetin siyaseti dinsizliktir." diye tevehhüm eden o mülhidlerin nazarında benim, Kur'ân-ı Hakîmin nusûs-u kat'iyyesinden tereşşuh eden Risale-i Nur ile takib ettiğim hakàik-ı îmâniyeye hizmetimi, muhâlif bir siyaset demekle, dünyada en şeni' bir iftirayı eder.

Evet, Hükûmet-i Cumhûriye, o gizli müfsidlerin vatana ve millete muzır efkârlarını elbette tervîc etmez ve tarafdâr olamaz. Men'etmek, cumhûriyet kanunlarının muktezâsıdır. Ve öyle müfsidlere tarafdârlık ile, cumhûriyetin esâslı prensiplerine zıddı zıddına gidemez. Hükûmet-i Cumhûriye, bizim ile o müfsidler mâbeyninde hakem hükmünü alsın. Hangimiz zâlim ise ve tecâvüz ediyorsa; o vakit, hakem hükmünü versin ve hâkimlik noktasında hükmünü icra etsin.

Evet inkâr edilmez ki; kâinâtta, dinsizlik ile dindarlık, Âdem zamanından beri cereyan edip geliyor ve kıyâmete kadar gidecektir. Bu mes'elemizin künhüne vâkıf olan herkes, bize olan bu hücumun, doğrudan doğruya dinsizlik hesabına dindarlığa bir taarruz olduğunu anlar. Ekser-i hükemânın Garb’da ve Avrupa’da zuhûru ve ağleb-i enbiyânın Şark’ta ve Asya’da tulû'ları kader-i ezelînin bir işâret ve remzidir ki; Asya’da hâkim, gâlib, din cereyanıdır. Elbette, Asya’nın ileri kumandanı olan bu Hükûmet-i Cumhûriye, Asya’nın bu fıtrî hâsiyetinden ve

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.