İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 483 / 683
483

Hey'et-i Vekileye Ve Milletvekilleri Riyâsetine Cüz'î, Fakat Ehemmiyetli Bir Ma'ruzâtımdır

HEY'ET-İ VEKİLEYE VE MİLLETVEKİLLERİ RİYÂSETİNE CÜZ'Î,

FAKAT EHEMMİYETLİ BİR MA'RUZÂTIMDIR

Otuz seneden beri hayat-ı siyâsiyeden çekildiğim hâlde, bu sırada bir defaya mahsûs olarak, vatanî ve millî ve âsâyişî bir mes'eleyi beyân ediyorum. Şöyle ki:

Çok emârelerle kat'î kanâatimiz geldi ki; anarşilik hesabına bana ve bu Emirdağı kasabasına ve dolayısıyla bu vatana bir sû-i kasd var ki, bir habbeyi kubbeler ve bir sinek kanadı kadar ehemmiyeti olmayan bir hâdiseyi dağ gibi gösterip, sükûnete muhtaç olan bu vatanda beni bahâne edip, anarşilik hesabına ve bir ecnebî plânıyla bize, yani bîçâre vatandaşlarımızı i'dâm-ı ebedîden ve şübehât-ı uhreviyeden kurtarmağa çalışan Nur Şâkirdlerine, bütün bütün kanunsuz ve keyfî hücum edildi. Pek zâhir bir garaz ile evhâm yüzünden, baruta ateş atmak gibi, bu vatana ve âsâyişe beni bahâne edip sû-i kasd edildi. Şöyle ki:

Üç mahkeme, yirmi senelik mektûblarımı ve kitaplarımı ve hâllerimi inceden inceye tedkikten sonra, bize ve kitaplarıma berâet verdiği hâlde ve üç seneden beri te'lifâtı terkettiğim ve haftada ancak bir mektûb yazabildiğim ve mecbur olmadan herbiri bir gün nöbetle zarûrî hizmetimi yapan üç-dört terzi çırağından başka kimseyi kabûl etmediğim hâlde ve serbestiyet verildiği ve memleketime gitmediğim hâlde, hiç ömrümde görmediğim bir tarzda ve resmî bir sûrette beni hiddete getirip bir hâdise çıkarmak için, tahkîr ve ihanet kasdıyla, kanunsuz ve garazla, beni taharrî ile kapımın kilidini kırıp, Kur'ânımı ve Arabî levhalarımı evrak-ı muzırra gibi alıp götürmekle beraber, adliyenin mühim bir memuru, resmen buradaki memurlara âmirâne demiş ki: “Said’i iki jandarma ile teşhîr sûretinde çıkarıp, zorla başına şapka giydirip, öylece ifâdeye getirmeliydiniz. Hem ona yanaşanları tutunuz.” diye, ehemmiyetli bir mecliste ve ayn-ı hakikat olan ifâdemi okudukları vakit söylemiş. Bunda şek ve şübhe kalmadı ki; beni tahkîr ve ihanet edip, hiddete getirip, âsâyişi bozmak garazı takibediliyor.

Cenâb-ı Hakk’a hadsiz şükür olsun ki, binler haysiyet ve şerefimi bu vatandaki bîçârelerin istirahatine ve onlardan belâların def'ine fedâ etmek için bana bir hâlet-i rûhiyeyi ihsân eylemiş ki; ben de, onların yaptığı ve niyetinde bulundukları tahkîrat ve ihanetlere karşı tahammüle karar vermişim. Bu milletin âsâyişine, hususan masûm çocukların ve muhterem ihtiyarların ve bîçâre hastaların ve fakirlerin dünyevî istirahatlerine ve uhrevî saâdetlerine binler hayatımı ve binler şerefimi fedâ etmeye hazırım...

İşte, sinek kanadını dağ gibi yaptıklarının bir emâresi şu ki; benim gibi gurbette, hasta, ihtiyar, zaîf, tek başına bulunan bir adam için, on gün

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.