evlâdları ve yüzer Abdurrahman’ları bulmak, benim için dünyada Cennet hayatı hükmüne geçiyor. Geçen Ramazan-ı Şerîfte, hastalık münâsebetiyle, herbir kardeşim, benim hesabıma bir saat çalışmasının büyük bir neticesini aynelyakìn ve hakkalyakìn gördüğümden, böyle duâları reddedilmez masûmların ve mübârek ihtiyarların ve üstadlarının benim hesabıma olan duâları ve çalışmaları, benim Risale-i Nur’a hizmetimin uhrevî bir netice-i bâkiyesini dünyada dahi bana gösterdi.
اَلْبَاقِى هُوَ الْبَاقِى
Kardeşiniz
Said Nursî ∗∗∗
► (35) ◄
ISPARTA’YA GÖNDERİLEN BİR FIKRADIR
Risale-i Nur, kendi sâdık ve sebatkâr şâkirdlerine kazandırdığı çok büyük kâr ve kazanç ve pek çok kıymetdâr neticeye mukâbil; fiat olarak, o şâkirdlerden tam ve hàlis bir sadâkat ve dâimî sarsılmaz bir sebat ister. Evet, Risale-i Nur, onbeş senede medresede kazanılan kuvvetli îmân-ı tahkîkîyi, onbeş haftada ve bazılara onbeş günde kazandırdığına, yirmibin zât, tecrübeleriyle şehâdet ederler.
Hem “iştirâk-i a'mâl-i uhreviye” düsturuyla, herbir şâkirdinin herbir günde binler hàlis lisânlarıyla edilen makbûl duâları ve binler ehl-i salâhatin işledikleri a'mâl-i sâlihanın misil sevâblarını kazandırıp herbir hakîki, sâdık ve sebatkâr şâkirdlerini, amelce, binler adam hükmüne getirdiğini, kerâmetkârâne ve takdirkârâne İmâm-ı Ali’nin üç ihbarı ve kerâmet-i gaybiye-i Gavs-ı A'zam’daki tahsinkârâne ve teşvikkârâne beşâreti ve Kur'ân-ı Mu'cizü'l-Beyânın kuvvetli işâretleri, o hàlis şâkirdlerin ehl-i saâdet ve ehl-i Cennet olacaklarını pek kat'î isbât ederler. Elbette böyle bir kazanç, öyle fiat ister.
Mâdem hakikat budur, Risale-i Nur dâiresinin yakınında bulunan ehl-i ilim ve ehl-i tarîkat ve sofî-meşreb zâtlar, onun cereyanına girmek ve ilim ve tarîkattan gelen sermâyeleriyle ona kuvvet vermek ve genişlemesine çalışmak ve şâkirdlerini teşvik etmek ve bir buz parçası olan enâniyetini, tam bir havuz kazanmak için, o dâiredeki âb-ı hayat havuzuna atıp eritmek gerektir. Yoksa başka bir çığır açmakla hem o zarar eder, hem bu müstakîm ve metîn cadde-i Kur'âniyeye bilmeyerek zarar verir; belki zındıkaya bilmeyerek bir nev'i yardım hesabına geçer.
Said Nursî ∗∗∗
