İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 439 / 683
439

► (05) ◄

Azîz Kardeşlerim!

………………..

Müdafaâtımda onlara cevaben demiştim ki: “Onlar, bana ait değil. Ve o kerâmetlere sâhib olmak benim haddim değil; belki Kur'ânın mu'cize-i maneviyesinin tereşşuhâtı ve lem'alarıdır ki, hakîki bir tefsiri olan Risale-i Nur’da, kerâmetler şeklini alarak, şâkirdlerinin kuvve-i maneviyelerini takviye etmek için, ikramât-ı İlâhiye nev'indendir. İkramın izhârı bir şükürdür; câizdir, hem makbûldür.”

Şimdi, ehemmiyetli bir sebebe binâen, bu cevabı bir parça izâh edeceğim ve “Ne için izhâr ediyorum ve ne için bu noktada bu kadar tahşidât yapıyorum.” diye suâl edildi.

Elcevab: Risale-i Nur’un hizmet-i îmâniyede bu zamanda binler tahribâtçılara mukâbil yüzbinler tamiratçısı bulunmak lâzım gelirken; hem, benimle lâakal yüzer kâtib ve yardımcı bulunmasına ihtiyaç varken; değil çekinmek ve temâs etmemek, belki, millet ve ehl-i idarenin, takdir ile ve teşvik ile yardım ve temâs etmesi zarûrî iken; ve o hizmet-i îmâniye hayat-ı bâkiyeye baktığı için, hayat-ı fâniyenin meşgalelerine ve fâidelerine tercih etmek ehl-i îmâna vâcib iken, kendimi misâl alarak derim ki:

Beni, herşeyden ve temâstan ve yardımcılardan men'etmekle beraber, aleyhimizde olanlar bütün kuvvetleriyle arkadaşlarımın kuvve-i maneviyelerini kırmak ve benden ve Risale-i Nur’dan soğutmak ve benim gibi ihtiyar, hasta, zaîf, garîb, kimsesiz bir bîçâreye, binler adamın göreceği vazifeyi başına yüklemek ve bu tecrid ve tazyîklerden, maddî bir hastalık nev'inden, insanlar ile temâs ve ihtilâttan çekilmeye mecbur olmak; hem, o derece te'sirli bir tarzda halkları ürkütmek ki en ziyâde merbût görülen bazı dostları, bana selâm vermemek, hattâ bazı namazı da terketmek derecesinde ürkütmekle kuvve-i maneviyeyi kırmak cihetleriyle ve sebebleriyle, ihtiyarım haricinde, bütün o mânilere karşı Risale-i Nur Şâkirdlerinin kuvve-i maneviyelerinin takviyesine medâr ikramât-ı İlâhiyeyi beyân ederek, Risale-i Nur etrafında manevî bir tahşidât yaptırmak ve Risale-i Nur kendi kendine, tek başıyla, başkalarına muhtaç olmayarak bir ordu kadar kuvvetli olduğunu göstermek hikmetiyle, bu çeşit şeyler bana yazdırılmış. Yoksa, hâşâ! Kendimizi satmak ve beğendirmek ve temeddüh etmek, hodfürûşluk etmek ise, Risale-i Nur’un ehemmiyetli bir esâsı olan ihlâs sırrını bozmaktır. İnşâallâh, Risale-i Nur kendi kendini hem müdafaa ettiği, hem kıymetini tam gösterdiği gibi, bizi de ma'nen müdafaa edip, kusurlarımızı affettirmeye vesile olacaktır. ∗∗∗

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.