Evet; Hazret-i Üstadı bu müdhiş cihad meydânlarına sevkeden, hep bu eşsiz şefkat ve merhameti olmuştur. Ve bunu bizzat kendisinden dinleyelim:
Bana: “Sen şuna buna niçin sataştın?” diyorlar. Farkında değilim; karşımda müdhiş bir yangın var, alevleri göklere yükseliyor; içinde evlâdım yanıyor, îmânım tutuşmuş yanıyor. O yangını söndürmeye, îmânımı kurtarmaya koşuyorum. Yolda birisi beni kösteklemek istemiş de, ayağım ona çarpmış; ne ehemmiyeti var? O müdhiş yangın karşısında bu küçük hâdise, bir kıymet ifâde eder mi? Dar düşünceler, dar görüşler...”
İstiğnâsı
İSTİĞNÂSI:
Üstad’ın, hayatı boyunca cem'iyetimizin her tabakasına vermekte olduğu binlerle istiğnâ örnekleri, dillere destan olmuş bir ulviyeti hâizdir. Mâsivâdan tam mânâsıyla istiğnâ ederek, uzvî ve rûhî bütün varlığı ile Rabbü'l-Âlemîn’in bitmez ve tükenmez hazinesine dayanmayı, müddet-i hayatında bir i'tiyâd değil, âdeta bir mezheb, meşreb ve meslek olarak kabûl etmiştir. Ve bunda da ne bahâsına olursa olsun sebat eylemekte hâlâ devam etmektedir.
İşin orijinal tarafı; bu meslek, kendi şahsına münhasır kalmamış, talebelerine de kudsî bir mefkûre hâlinde intikal etmiştir. Nur deryâsında yıkanmak şerefine mazhar olan bir Nur Talebesinin istiğnâsına hayran olmamak kàbil değildir!...
Bakınız, Üstad; Mektûbat ünvânını taşıyan şâheserin İkinci Mektûb’unda, bu mühim noktayı altı vecih ile ne kadar asîl bir îmân ve irfan şuûru ile izâh eder:
Birincisi: “Ehl-i dalâlet; ehl-i ilmi, ilmi, vâsıta-i cerr etmekle ittiham ediyorlar.. ilmi ve dini kendilerine medâr-ı maîşet yapıyorlar deyip insafsızcasına onlara hücum ediyorlar. Binâenaleyh bunları fiilen tekzîb lâzımdır.”
İkincisi: “Neşr-i hak için, Enbiyâya ittibâ' etmekle mükellefiz. Kur'ân-ı Hakîmde, hakkı neşredenler
﴿ اِنْ اَجْرِىَ اِلَّا عَلَى اللّٰهِ ﴾ ﴿ اِنْ اَجْرِىَ اِلَّا عَلَى اللّٰهِ ﴾
diyerek, insanlardan istiğnâ göstermişler...”
İşte; Risale-i Nur Külliyatının mazhar olduğu İlâhî fütûhât, hep bu Enbiyâ mesleğinde sebat kahramanlığının şâheser misâli ve hàrikulâde neticesidir. Ve bu sâyede Üstad, izzet-i ilmiyesini, cihan-kıymet bir elmas gibi muhâfaza eylemiştir.
