İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 18 / 683
18

Üstad'ın Fikrî Cebhesi

ÜSTAD’IN FIKRÎ CEBHESİ:

Ma'lûm ya; her mütefekkirin kendine mahsûs bir tefekkür sistemi, fikrî hayatında takib ettiği bir gayesi ve bütün gönlü ile bağlandığı bir ideali vardır. Ve onun tefekkür sisteminden, gaye ve idealinden bahsetmek için uzun mukaddimeler serdedilir. Fakat Bediüzzaman’ın tefekkür sistemi, gaye ve ideali, uzun mukaddimelerle filân yorulmaksızın bir cümle ile hülâsa edilebilir:

“Bütün Semâvî kitapların ve bil'umum Peygamberlerin yegâne da'vâları olan ‘Hàlık-ı Kâinâtın ulûhiyet ve vahdâniyetini ilân’ ve bu büyük da'vâyı da, ilmî, mantıkî ve felsefî delillerle isbât eylemektir.”

– O hâlde Üstad’ın mantık, felsefe ve müsbet ilimlerle de alâkası var?

– Evet, mantık ve felsefe, Kur'ânla barışıp hak ve hakikate hizmet ettikleri müddetçe Üstad en büyük mantıkçı ve en kudretli bir feylesoftur. Mukaddes ve cihan-şümûl da'vâsını isbât vâdisinde kullandığı en parlak delilleri ve en kat'î bürhânları, Kur'ân-ı Kerîm’in “Allah kelâmı olduğunu” her gün bir kat daha isbât ve ilân eden “müsbet ilim”dir.

Zâten felsefe, aslında hikmet mânâsına geldikçe, Vâcibü'l-Vücûd Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerini, Zât-ı Bârî’sine lâyık sıfatlarla isbâta çalışan her eser en büyük hikmet ve o eserin sâhibi de en büyük hakîmdir.

İşte Üstad; böyle ilmî bir yolu, yani Kur'ân-ı Kerîm’in nurlu yolunu takib ettiği için binlerle üniversitelinin îmânını kurtarmak şerefine mazhar olmuştur. Hazretin, bu hususta hâiz olduğu ilmî, edebî ve felsefî daha pek çok meziyetleri vardır. Fakat onları, eserlerinden misâller getirerek –İnşâallâh – müstakil bir eserde arzetmek emelindeyim. Ve minallâhittevfîk.

Tasavvuf Cebhesi

TASAVVUF CEBHESİ:

Nakşibendî meşâyihinden, her harekâtını Peygamber-i Zîşan Efendimiz Hazretlerinin harekâtına tatbik etmeye çalışan ve büyük bir âlim olan bir zâta sordum:

– Efendi hazretleri, ulemâ ile mutasavvife arasındaki gerginliğin sebebi nedir?

– Ulemâ, Resûl-i Ekrem Efendimizin ilmine, mutasavvıflar da ameline vâris olmuşlar. İşte bu sebebden dolayıdır ki, Fahr-i Cihan Efendimizin hem ilmine ve hem ameline vâris olan bir zâta “zülcenâheyn”, yani “iki kanatlı” deniliyor... Binâenaleyh, tarîkattan maksad, ruhsatlarla değil,

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.