İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 461 / 683
461

Eski Dâhiliye Vekili, Şimdi Parti Kâtib-i Umumîsi Hilmi Bey!

ESKİ DÂHİLİYE VEKİLİ, ŞİMDİ PARTİ KÂTİB-İ

UMUMÎSİ HİLMİ BEY!

Evvelâ: Yirmi sene zarfında bir tek istid'a, Dâhiliye Vekili iken sana yazdım. Fakat, yirmi senelik kaidemi bozmadım, vermedim. Hem eski dâhiliye vekili, hem şimdi kâtib-i umumî sıfatlarıyla seninle konuşacağım.

Yirmi sene hükûmetle konuşmayan; tek bir defa hükûmet hesabına hükûmetin büyük bir rüknü ile konuşan adam, on saat kadar söylese azdır. Onun için siz, benimle konuşmayı bir-iki saat müsâade ediniz.

Sâniyen: Şimdi, partinin kâtib-i umumîsi itibariyle size bir hakikati beyân etmeye kendimi mecbur biliyorum. Hakikat da şudur:

Senin kâtib-i umumî olduğun Halk Fırkasının, millet karşısında gayet ehemmiyetli bir vazifesi var. O da şudur:

Bin seneden beri Âlem-i İslâmiyeti kahramanlığıyla memnun eden ve vahdet-i İslâmiyeyi muhâfaza eden ve âlem-i beşeriyetin küfr-ü mutlaktan ve dalâletten şânlı bir sûrette kurtulmasına büyük bir vesile olan Türk Milleti ve Türkleşmiş onların din kardeşleri! Eğer şimdi, eski zaman gibi kahramancasına Kur'âna ve hakàik-ı îmâna sâhib çıkmazsanız ve doğrudan doğruya hakàik-ı Kur'âniye ve îmâniyeyi tervîce çalışmazsanız; size kat'iyyen haber veriyorum ve kat'î hüccetlerle isbât ederim ki: Âlem-i İslâm’ın muhabbet ve uhuvveti yerine, dehşetli bir nefret ve kahraman kardeşi ve kumandanı olan Türk Milleti’ne bir adâvet ve şimdi Âlem-i İslâm’ı mahva çalışan küfr-ü mutlak altındaki anarşiliğe mağlûb olup Âlem-i İslâm’ın kalesi ve şânlı ordusu olan bu Türk Milleti’nin parça parça olmasına ve şark-ı şimâlîden çıkan dehşetli ejderhanın istilâ etmesine sebebiyet vereceksiniz.

Evet, hàriçte iki dehşetli cereyana karşı bu kahraman millet, Kur'ân kuvvetiyle dayanabilir. Yoksa, küfr-ü mutlakı, istibdâd-ı mutlakı, sefâhet-i mutlakı ve ehl-i nâmusun servetini serserilere ibaha etmesini âlet ederek, dehşetli bir kuvvetle gelen bir cereyanı durduracak; ancak, İslâmiyet hakikatiyle mezcolmuş, ittihâd etmiş ve bütün mâzideki şerefini İslâmiyette bulmuş olan bu milletteki din kuvveti ve îmân bütünlüğüdür.

Evet, bu milletin hamiyet-perverleri, milliyet-perverleri, herşeyden evvel; bu mümtezic, müttehid milliyetin can damarı hükmünde olan hakàik-ı Kur'âniyeyi, terbiye-i medeniye yerine ikame etmek ve düstur-u hareket yapmakla o cereyanı durdurur, İnşâallâh...

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.