İkinci Cereyan: Eğer siz hamiyet-perver, milliyet-perver adamlar gibi, şimdiye kadar cereyan eden ve medeniyet hesabına mukaddesâtı çiğneyen usûlleri muhâfazaya çalışıp, üç-dört şahsın inkılâb nâmındaki yaptıkları icraatı esâs tutarak, mevcûd haseneleri ve inkılâb iyiliklerini onlara verip; ve mevcûd dehşetli kusurlar millete verilse; o vakit üç-dört adamın üç-dört seyyiesi, üç-dört milyon seyyie olup, bu kahraman ve dindar milleti ve İslâm Ordusu olan Türk Milleti’nin, geçmiş asırlardaki milyarlar şerefli merhum ordularına ve milyonlarla şehîdlerine ve milletine büyük bir muhâlefet ve ervâhına bir manevî azâb ve şerefsizlik olmakla beraber; o üç-dört inkılâbcı adamın pek az hisseleri bulunan ve millet ve ordunun kuvvet ve himmetiyle vücûd bulan haseneleri, o üç-dört adama verilse, o üç-dört milyon iyilikler, üç-dört haseneye inhisar edip küçülür, hiçe iner; daha dehşetli kusurlara keffâret olamaz.
Sâlisen: Size karşı, elbette çok cihetlerde dâhilî ve haricî muârızlar var. Eğer bu muârızlarınız hakàik-ı îmâniye nâmına çıksaydı, birden sizi mağlûb ederdi. Çünkü, bu milletin yüzde doksanı, bin seneden beri an'ane-i İslâmiye ile rûh ve kalb ile bağlanmış. Zâhiren, muhâlif-i fıtratındaki emre itâat cihetiyle serfürû etse de kalben bağlanmaz.
Hem bir Müslüman, başka milletler gibi değil. Eğer dinini bıraksa anarşist olur, hiçbir kayd altında kalamaz. İstibdâd-ı mutlaktan, rüşvet-i mutlakadan başka hiçbir terbiye ve tedbirle idare edilmez. Bu hakikatin çok hüccetleri, çok misâlleri var. Kısa kesip, sizin zekâvetinize havâle ediyorum.
Bu asrın, Kur'âna şiddet-i ihtiyacını hissetmekte İsveç, Norveç, Finlandiya’dan geri kalmamak size elzemdir. Belki onlara ve onlar gibilere rehber olmak vazifenizdir. Siz, şimdiye kadar gelen inkılâb kusurlarını üç-dört adamlara verip, şimdiye kadar umumî harb vesâir inkılâbların icbarıyla yapılan tahribâtları –hususan an'ane-i diniye hakkında– tamire çalışsanız; hem size istikbâlde çok büyük bir şeref ve âhirette büyük kusurâtlarınıza keffâret olup, hem vatan ve millet hakkında menfaatli hizmet ederek, milliyet-perver, hamiyet-perver nâmına müstehak olursunuz.
Râbian: Mâdem, ölüm öldürülmüyor ve kabir kapısı kapanmıyor ve mâdem siz de herkes gibi kabre koşuyorsunuz ve mâdem o kat'î ölüm, ehl-i dalâlet için i'dâm-ı ebedîdir. Yüzbin cem'iyetçilik ve dünya-perestlik ve siyasetçilik onu tebdil edemez. Ve mâdem Kur'ân, o i'dâm-ı ebedîyi, ehl-i îmân için terhis tezkeresine çevirdiğini güneş gibi isbât eden Risale-i Nur elinize geçmiş ve yirmi seneden beri hiçbir feylesof, hiçbir dinsiz O’na karşı çıkamıyor, bil'akis, dikkat eden feylesofları îmâna getiriyor.
