İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 89 / 683
89

girmemek lâzım. Hâlbuki, gaddâr siyaset ve zâlim propaganda birbirine karıştırmış, beşerin kemâlâtını da karıştırmış (Hâşiye) [^28] .

[^28]:(Hâşiye) Ey kardeşlerim! Kırkbeş sene evvel Said'in bu dersinden anlaşılıyor ki, O Said siyasetle ictimâiyat-ı İslâmiye ile ziyâde alâkadardır. Fakat sakın zannetmeyiniz ki O, dini siyasete âlet veya vesile yapmak mesleğinde gitmiş. Hâşâ, belki O bütün kuvvetiyle siyaseti dine âlet ediyormuş. Ve derdi ki: "Dinin bir hakikatini bin siyasete tercih ederim." Evet o zamanda kırk-elli sene evvel hissetmiş ki, bazı münâfık zındıkların siyaseti dinsizliğe âlet etmeğe teşebbüs niyetlerine ve fikirlerine mukâbil, o da bütün kuvvetiyle siyaseti İslâmiyetin hakàikına bir hizmetkâr, bir âlet yapmaya çalışmış. Fakat o zamandan yirmi sene sonra gördü ki; o gizli münâfık zındıkların garblılaşmak bahânesiyle, siyaseti dinsizliğe âlet yapmalarına mukâbil bir kısım dindar ehl-i siyaset, dini siyaset-i İslâmiyeye âlet etmeğe çalışmışlardı. İslâmiyet güneşi yerdeki ışıklara âlet ve tâbi olamaz. Ve âlet yapmak İslâmiyetin kıymetini tenzîl etmektir, büyük bir cinayettir. Hattâ Eski Said o çeşit siyaset tarafgirliğinden gördü ki; bir sâlih âlim, kendi fikr-i siyâsîsine muvâfık bir münâfıkı harâretle senâ etti. Siyasetine muhâlif bir sâlih hocayı tenkid ve tefsik etti. Eski Said ona dedi: "Bir şeytan senin fikrine yardım etse rahmet okutacaksın. Senin fikr-i siyâsiyene muhâlif bir melek olsa lânet edeceksin." Bunun için Eski Said: اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ وَالسِّيَاسَةِ dedi, otuzbeş seneden beri (şimdi kırkbeş sene oldu) siyaseti terk etti. (Hâşiye-1) (Hâşiye-1) Üstadımızın yüzotuz parça kitabı ve mektûbları, üç mahkeme ve hükûmet memurları tarafından tam tedkik edildiği ve aleyhinde çalışan zâlim, mürted ve münâfıklara karşı mecbur da olduğu hâlde, hattâ i'dâmı için gizli emir verildiği hâlde, dini siyasete âlet ettiğine dair en ufak bir emâre bulamamaları, dini siyasete âlet etmediğini kat'î isbât ediyor. Ve hayatını yakından tanıyan biz Nur Şâkirdleri ise bu fevkalâde hâle karşı hayranlık duymakta ve Risale-i Nurun dâiresindeki hakîki ihlâsa bir delil saymaktayız. Nur Şâkirdleri

Ey bu Câmi-i Emevideki kardeşlerim ve kırk-elli sene sonra Âlem-i İslâm mescid-i kebîrindeki dörtyüz milyon ehl-i îmân olan ihvânımız! Necât yalnız sıdkla, doğrulukla olur. “Urvetü'l-Vüskà” sıdktır. Yani, en muhkem ve onunla bağlanacak zincir doğruluktur. Amma maslahat için kizb ise, zaman onu neshetmiştir...

Dördüncü Kelime

DÖRDÜNCÜ KELİME: Bütün hayatımda, hayat-ı ictimâiye-i beşeriyeden kat'î bildiğim ve tahkîkatların bana verdiği netice şudur ki:

Muhabbete en lâyık şey muhabbettir ve husûmete en lâyık sıfat husûmettir.

Yani; hayat-ı ictimâiye-i beşeriyeyi te'min eden ve saâdete sevkeden muhabbet ve sevmek sıfatı, en ziyâde sevilmeye ve muhabbete lâyıktır. Ve hayat-ı ictimâiye-i beşeriyeyi zîr ü zeber eden düşmanlık ve adâvet, herşeyden ziyâde nefrete ve adâvete ve ondan çekilmeğe müstehak ve çirkin ve muzır bir sıfattır ...............................................

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.