3 – Adâvete muhabbet.
4 – Ehl-i îmânı birbirine bağlayan nurânî râbıtaları bilmemek.
5 – Çeşit çeşit sârî hastalıklar gibi intişar eden istibdâd.
6 – Menfaat-i şahsiyesine himmeti hasretmek.
Bu altı dehşetli hastalığın ilâcını da bir tıb fakültesi hükmünde, hayat-ı ictimâiyemize, eczâhâne-i Kur'âniyeden ders aldığım altı kelime ile beyân ediyorum. Muâlecenin esâsları, onları biliyorum.
Birici Kelime: "El-Emel
BİRİNCİ KELİME: “EL-EMEL” yani Rahmet-i İlâhiyeye kuvvetli ümîd beslemek.
Evet, ben kendi hesabıma aldığım derse binâen: Ey İslâm cemâati! Müjde veriyorum ki: Şimdiki Âlem-i İslâmın saâdet-i dünyeviyesi, bâhusus Osmanlıların saâdeti ve bilhassa İslâm’ın terakkîsi, onların intibâhıyla olan Arabın, saâdetinin fecr-i sâdıkının emâreleri inkişafa başlıyor ve saâdet güneşinin de çıkması yakınlaşmış. Ye'sin rağmına olarak ben dünyaya işittirecek (Hâşiye) [^27] derecede kanâat-ı kat'iyyemle derim: İstikbâl yalnız ve yalnız İslâmiyet’in olacak. Ve hâkim, hakàik-ı Kur'âniye ve îmâniye olacak.
[^27]: (Hâşiye) Eski Said, hiss-i kable'l-vukû' ile 137l'de başta Arab Devletleri Âlem-i İslâm'ın ecnebî esâretinden ve istibdâdından kurtulup İslâmî Devletler teşkil edeceklerini kırkbeş sene evvel haber vermiş. İki Harbi Umumî ve otuz-kırk sene devam eden istibdâd-ı mutlakı düşünmemiş, bin üçyüz yirmiyedide olacak gibi müjde vermiş, te'hirinin sebebini nazara almamış.
Bu da'vâma çok bürhânlardan ders almışım. Şimdi o bürhânlardan mukaddemâtlı bir buçuk bürhânı zikredeceğim. O bürhânın mukaddemâtına başlıyoruz:
İslâmiyet hakàikı hem ma'nen, hem maddeten terakkî etmeğe kàbil ve mükemmel bir isti'dâdı var.
Birinci Cihet olan ma'nen terakkî ise: Biliniz! Hakîki vukûâtı kaydeden tarih, hakikate en doğru şâhiddir. İşte tarih bize gösteriyor. Hattâ, Rus’u mağlûb eden Japon Başkumandanının, İslâmiyetin hakkâniyetine şehâdeti de şudur ki:
“Hakikat-i İslâmiyenin kuvveti nisbetinde ve Müslümanlar o kuvvete göre hareket etmeleri derecesinde Ehl-i İslâm temeddün edip terakkî ettiğini tarih gösteriyor. Ve Ehl-i İslâmın Hakikat-i İslâmiyede za'fiyeti derecesinde tevahhuş ettiklerini, vahşete ve tedennîye düştüklerini ve herc ü merc içinde belâlara, mağlûbiyetlere düştüklerini tarih gösteriyor.” Sâir dinler ise bil'akistir...........
