ebedî refah ve saâdeti uğrunda fedâ olsun. Ölürsem, dostlarım intikamımı almasınlar!”
Bediüzzaman’ın hapishâneye gelmesiyle çok müstefîd olan hapislerden birisi pencereden selâm verdiği zaman, “Sen Bediüzzaman’a neden selâm verdin? Neden onun penceresine bakıyorsun?” diyerek, dayak atılmıştır. Çok mübârek ve çok sevgili Üstadlarının hasta ve çok elîm vaziyetinde gizlice fırsat bulup görüşmeye çalışan talebeleri, yakalandıkları zaman falakalara yatırılarak dayaktan geçirilmiştir. Fakat onlar bu mezâlimden asla yılmamışlar, îmândan ve izzet-i İslâmiye’den gelen bir salâbetle, o zâlimler vurdukça, onlar da her vuruluşlarında “Vur! Vur!” diye bağırmışlardır. “Düşmanın çizmesi boğazımıza bastığı zaman onun yüzüne tükür! Rûhun kurtulsun, cesedin ezilsin!” hakikatini matbuât lisânıyla da beyân eden Üstadları Bediüzzaman’a ittibâ' etmişlerdir.
İşte, böyle türlü türlü işkence ve tazyîkatlarla, gerek hapishâne dâhilinde gerek haricinde hizmetini dahi yaptırmamaya çalışmışlardır. Dünyada hiçbir kimseye yapılmayan zulüm ve ihanet Bediüzzaman’a yapılmıştır. Nihâyet 20 Eylül 1949 günü ceza müddetini hapishânede tamamlayarak tahliye edilmiştir. Bütün hapishânelerde hapisler resmî mesâî saatlerinde tahliye edilirken Afyon Hapishânesi’nde de saat on’da âdet iken, Bediüzzaman’ı fevkalâde bir tezâhürat ile karşılamağa hazırlanan halkın istikbâline mâni olmak için, şafak vakti ile sabah namazı arasından hapishâneden tahliye etmişlerdir. ∗∗∗
► (02) ◄
Bediüzzaman Hazretleri Afyon’da bir müddet ikamet etmiştir. Bu esnâda cezasını çektiği ve Temyiz Mahkemesi mahkûmiyet kararını tamamen lehine bozduğu hâlde, üç polise, kapısı önünde geceli gündüzlü nöbet beklettirilmiştir. Hapisten çıktığına pişman etmişler ve zulüm ve tazyîkat devam ettirilmiştir. İki senelik ezici ve eritici bir hapisten çıktığı hâlde, hastalığını sormak için gelenler dahi yanına bırakılmamıştır. Tarihçe-i hayatında görüldüğü gibi; Rusya’da, Rus kumandanı ona serbestiyet verdiği hâlde, öz vatanında ve bu mübârek ve muazzez millet-i İslâm için herşeyini fedâ eden Bediüzzaman’ın bayram ziyaretine gelenler dahi, resmî memurlar tarafından ziyaretten men'edilmiştir. Hattâ hizmetçisiyle konuşanlar görülünce, “Sen, Bediüzzaman’ın hizmetçisiyle konuştun!” diye tazyîkat yapılarak hüviyetleri tesbit edilmiştir. Bütün böyle kanunsuzluklar, halkı, Bediüzzaman’a bir kat daha yaklaştırmış, eserlerini arayıp bulmak hususunda âdeta bir kamçı te'siri husûle getirmiştir. Bediüzzaman aleyhinde propaganda yapan ve yaptıranlardan ise fersahlarca uzaklaştırmıştır. Bediüzzaman’a olan teveccüh-ü âmme kırılmağa
