İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 524 / 683
524

dindarâne kahramanlıkları terkettirilmeyecek. Zâhiren çekilseler de, o hàlis şâkirdler, rûh u canıyla o hakikate bağlıdırlar ve o hakikatin bir âyinesi olan Risale-i Nuru terkedip, o terkle vatan ve millet ve âsâyişe zarar vermeyeceklerdir.

Son sözüm

﴿ فَاِنْ تَوَلَّوْا فَقُلْ حَسْبِىَ اللّٰهُ لااِلٰهَاِلَّاهُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ ﴾ ∗∗∗

Bütün Vekâletlere, Diyânet Dâiresine, Temyiz Riyâsetine Gönderilen Bir İstid'adır

BÜTÜN VEKÂLETLERE, DİYÂNET DÂİRESİNE,

TEMYİZ RİYÂSETİNE GÖNDERİLEN BİR İSTİD'ADIR

Haşirdeki Mahkeme-i Kübrâya bir arzuhâldir ve Dergâh-ı İlâhîye bir şekvâdır. Ve bu zamanda mahkeme-i temyiz ve istikbâldeki nesl-i âtî ve dâru'l-fünûnların münevver muallim ve talebeleri dahi dinlesinler!

İşte, bu yirmiüç senede yüzer işkenceli musîbetlerden on tanesini, Âdil Hâkim-i Zülcelâl’in dergâh-ı adâletine müştekiyâne takdim ediyorum.

Birincisi: Ben, kusurlarımla beraber, bu milletin saâdetine ve îmânının kurtulmasına hayatımı vakfettim. Ve, “milyonlarla kahraman başların fedâ oldukları bir hakikate –yani Kur'ân hakikatine– benim başım dahi fedâ olsun” diye bütün kuvvetimle Risale-i Nurla çalıştım. Bütün zâlimâne tâziblere karşı tevfik-i İlâhî ile dayandım, geri çekilmedim.

Ezcümle: Bu Afyon hapsimde ve mahkememde, başıma gelen çok gaddârâne muâmelelerden birisi, üç defa ve her defasında iki saate yakın aleyhimizde garazkârâne ve müfteriyâne ittihamnâmeleri bana ve adâletten tesellî bekleyen masûm Nur Talebelerine cebren dinlettirdikleri hâlde, çok ricâ ettim: “Beş-on dakika bana müsâade ediniz ki hukukumuzu müdafaa edeyim.” Bir-iki dakikadan fazla izin vermediler...

Ben, yirmi ay tecrid-i mutlakta durdurulduğum hâlde, yalnız üç-dört saat bir-iki arkadaşıma izin verildi. Müdafaâtımın yazısında az bir parça

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.