İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 525 / 683
525

yardımları oldu. Sonra, onlar da men'edildi; pek gaddârâne muâmeleler içinde cezalandırdılar. Müddeînin –bin dereden su toplamak nev'inden– yanlış mânâ vermekle ve iftiralar ve yalan isnâdlarla, garazkârâne ve onbeş sahifesinde seksenbir hatâsını isbât ettiğim aleyhimizdeki ithamnâmelerini dinlemeğe bizi mecbur ettiler, beni konuşturmadılar. Eğer konuştursalardı, diyecektim:

“Hem dininizi inkâr, hem ecdâdınızı dalâletle tahkîr eden ve Peygamberinizi (A.S.M.) ve Kur'ânınızın kanunlarını reddedip kabûl etmeyen; yahudî ve nasrânî ve mecûsîlere, hususan şimdi bolşevizm perdesi altındaki anarşist ve mürted ve münâfıklara, (Hâşiye) [^5] hürriyet-i vicdân, hürriyet-i fikir bahânesiyle ilişmediğiniz hâlde; ve İngiliz gibi Hıristiyanlıkta müteassıb, cebbâr bir hükûmetin dâire-i mülkünde ve hâkimiyetinde milyonlarla Müslümanlar her vakit Kur'ân dersiyle İngiliz’in bütün bâtıl akîdelerini ve küfrî düsturlarını reddettikleri hâlde, onlara mahkemeleriyle ilişmediği ve her hükûmette bulunan muhâlifler, alenen fikirlerinin neşrinde, o hükûmetlerin mahkemeleri ilişmediği hâlde, benim kırk senelik hayatımı ve yüzotuz kitabımı ve en mahrem risale ve mektûblarımı, hem Isparta hükûmeti, hem Denizli Mahkemesi, hem Ankara Ceza Mahkemesi, hem Diyânet Riyâseti, hem iki defa belki üç defa mahkeme-i temyiz tam tedkik ettikleri ve onların ellerinde iki-üç sene Risale-i Nur’un mahrem ve gayr-ı mahrem bütün nüshaları kaldığı ve bir küçük cezayı icâb edecek bir tek maddeyi göstermedikleri, hem bu derece za'fiyetim ve mazlumiyetim ve mağlûbiyetim ve ağır şerâit ile beraber, ikiyüz bin hakîki ve fedâkâr şâkirdlere, vatan ve millet ve âsâyiş menfaatinde en kuvvetli ve sağlam ve hakikatli bir rehber olarak kendini gösteren Risale-i Nurun elinizdeki mecmuaları ve dörtyüz sahife müdafaâtımız masûmiyetimizi isbât ettikleri hâlde, hangi kanun ile, hangi vicdân ile, hangi maslahat ile, hangi suç ile bizi ağır ceza ve pek ağır ihanetler ve tecridlerle mahkûm ediyorsunuz? Elbette Mahkeme-i Kübrâyı Haşirde sizden sorulacak!..

[^5]:(Hâşiye) Yâ Üstad! Değil yirmi milyon, üçyüz elli milyon insanların maddî ve manevî hukukunu, Kur'ânın nuruyla lillâh için müdafaa etmişsin, Lillâh için olduğuna delil, Cenâb-ı Hak seni Kur'ânın hizmetinde muvaffak eyledi. Mûsa Aleyhisselâm, Fir'avun'un zulmünden necât bulduğu gibi, Resûl-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm da, münâfıkların lâşelerini görüp, hususan münâfıkların reisini, mübârek kendi eliyle geberterek Cehenneme gönderdiği gibi; Risale-i Nur da Eskişehir'de Risale-i Münâcât, Denizli'de Meyve Risalesi ve Hücceti; Afyon'da bu arzuhâl ile, zındıkanın küfr-ü mutlakının ve şakìlerin canlarını Cehenneme gönderdi. Prensiplerini, rejimlerini yırtarak, dünyanın her köşesinde intişar etti. Elhamdülillâh. Küçük Ali

İkincisi: Beni cezalandırmak için gösterdikleri bir sebeb: Benim tesettür, irsiyet, zikrullâh, taaddüd-ü zevcât hakkında Kur'ânın gayet sarîh

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.