İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 323 / 683
323

مُنَاجَاةِ عِبَادِهِ وَلِلْاِشْعَارَاتِ الصَّمَدَانِيَّةِ لِوُجُودِهِ لِمَخْلُوقَاتِهِ،

وَكَذَا دَلَّ عَلٰى وُجُوبِ وُجُودِهِ فِى وَحْدَتِهِ اِتِّفَاقُ الْاِلْهَامَاتِ الصَّادِقَةِ الْمُتَضَمِّنَةِ لِلتَّوَدُّدَاتِ الْاِلٰهِيَّةِ وَلِلْاِجَابَاتِ الرَّحْمَانِيَّةِ لِدَعَوَاتِ مَخْلُوقَاتِهِ وَلِلْاِمْدَادَاتِ الرَّبَّانِيَّةِ لِاِسْتِغَاثَاتِ عِبَادِهِ وَلِلْاِحْسَاسَاتِ السُّبْحَانِيَّةِ لِوُجُودِهِ لِمَصْنُوعَاتِهِ

denilmiştir.

16. Mertebe: Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm

Sonra, o dünya seyyahı kendi aklına dedi ki: Mâdem bu kâinâtın mevcûdâtıyla Mâlikimi ve Hàlık’ımı arıyorum; elbette herşeyden evvel bu mevcûdâtın en meşhûru ve a'dâsının tasdikiyle dahi en mükemmeli ve en büyük kumandanı ve en nâmdâr hâkimi ve sözce en yükseği ve akılca en parlağı ve ondört asrı fazileti ile ve Kur'ânı ile ışıklandıran Muhammed-i Arabî Aleyhissalâtü Vesselâm’ ı ziyaret etmek ve aradığımı ondan sormak için Asr-ı Saâdete beraber gitmeliyiz diyerek, aklıyla beraber o asra girdi, gördü ki:

O asır, hakikaten o Zât (A.S.M.) ile bir saâdet-i beşeriye asrı olmuş. Çünkü en bedevî ve en ümmî bir kavmi, getirdiği nur vâsıtasıyla, kısa bir zamanda dünyaya üstad ve hâkim eylemiş.

Hem kendi aklına dedi: Biz, en evvel, bu fevkalâde Zâtın (A.S.M.) bir derece kıymetini ve sözlerinin hakkâniyetini ve ihbarâtının doğruluğunu bilmeliyiz. Sonra Hàlık’ımızı ondan sormalıyız diyerek taharrîye başladı. Bulduğu hadsiz kat'î delillerden, burada, yalnız dokuz külliyetine birer kısa işâret edilecek.

Birincisi: Bu Zâtta (A.S.M.) – hattâ düşmanlarının tasdikiyle dahi– bütün güzel huyların ve hasletlerin bulunması ve

﴿ وَانْشَقَّ الْقَمَرُ ﴾ ﴿ وَمَا رَمَيْتَ اِذْ رَمَيْتَ وَلٰكِنَّ اللّٰهَ رَمَى ﴾

âyetlerinin sarâhatiyle; bir parmağının işâretiyle kamer iki parça olması ve bir avucu ile a'dâsının ordusuna attığı az bir toprak, umum o ordunun gözlerine girmesiyle kaçmaları ve susuz kalmış kendi ordusuna, beş parmağından kevser gibi akan suyu kifâyet derecesinde içirmesi gibi; nakl-i kat'î ile ve bir kısmı tevâtür ile yüzer mu'cizâtın onun elinde zâhir olmasıdır. Bu mu'cizâttan üçyüzden ziyâde bir kısmı, Ondokuzuncu Mektûb

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.