İstanbul İlim ve Kültür Vakfı
Sayfa 124 / 683
124

Dedim:

— Mukaddimesi, üç mühim erkân-ı İslâmiyedeki ihmalimizdir: Salât, Savm, Zekât.

Zîra, yirmidört saatten yalnız bir saati, beş namaz için Hàlık Teâlâ bizden istedi. Tenbellik ettik; beş sene yirmidört saat ta'lim, meşakkat, tahrîk ile bir nev'i namaz kıldırdı.

Hem senede yalnız bir ay oruç için nefsimizden istedi. Nefsimize acıdık; keffâreten beş sene oruç tutturdu.

“On”dan, “kırk”tan yalnız biri, ihsân ettiği maldan zekât istedi. Buhl ettik, zulmettik; O da bizden müterâkim zekâtı aldı. (El-Cezâu Min Cinsi'l-Amel)..

Mükâfât-ı hâzıramız ise; fâsık, günahkâr bir milletten, humsu olan dört milyonu velâyet derecesine çıkardı; gâzilik, şehâdetlik verdi. Müşterek hatâdan neş'et eden müşterek musîbet, mâzi günahını sildi.

Yine biri dedi:

— Bir âmir, hatâ ile felâkete atmış ise?

Dedim:

Musîbet-zede mükâfât ister. Ya âmir-i hatâdârın hasenâtı verilecektir, o ise, hiç hükmünde... Veya hazine-i gayb verecektir. Hazine-i gaybda böyle işlerdeki mükâfâtı ise, derece-i şehâdet ve gâziliktir.

Baktım meclis istihsân etti. Heyecanımdan uyandım, terli el-pençe yatakta oturmuş kendimi buldum. O gece böyle geçti... ∗∗∗

► (09) ◄

Bediüzzaman, yanında başka kitaplar bulundurmuyordu.

– Neden başka kitaplara bakmıyorsun? denildiğinde, buyururlardı ki;

– Herşeyden zihnimi tecrid ile Kur'ândan fehmediyorum.

Eserlerden nakletse de, bazı mühim gördüğü mesâili, tağyîr etmeden alırdı.

– Ne için aynen böyle tekrar ediyorsun? diye sorulduğunda;

– Hakikat usandırmaz, libâsı değiştirmek istemem, buyururdu.

4–6 Ekim 2026 · İstanbul

13. Uluslararası Bediüzzaman Sempozyumu

Sempozyum programı, tebliğler ve kayıt bilgileri için sempozyum sitesini ziyaret edin.